.....::::: TEMMUZ' 2008 :::::......    

 

 

 

 

 

 

 

 

 


A N A S A Y F A


ilkyardım | temel rahatsızlık ve hastalıklar | bakanlık | hastaneler ve sağlık merkezleri | sağlıkta istatistikler
doktorlar | eczaneler | tıp terimleri sözlüğü | e-mail | webmaster | anasayfa


 




domain name


  kişi sitemizi
 ziyaret etmiştir

 

  Lefkoşa D. Hastanesi'nde tüp geçit ve yeni servisler hizmette
           31 Temmuz 2008, Perşembe »
Tünel açılışı

Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi ile Ayaktan Tanı Göğüs Hastalıkları Cildiye ve Hematoloji-Onkoloji Merkezi’ni birbirine bağlayan tüp geçit ve Genel Laboratuarlar, Nöroloji ve Nöroloji Yoğun Bakımı, Üroloji ve Cerrahi Yoğun Bakım servislerinin açılışları yapıldı

Vaiz: “Yenilikler, hastanenin ada çapında ihtiyaca daha rahat ve kontrollü şekilde hizmet verebilmesi için gerçekleştirildi”

Soyer: “Kavgayla değil, ortak akılla Güney Kıbrıs’ta açılacak tıp fakültesini ve TC’deki gelişmeleri rekabet noktasıyla yakalayabilecek bir sinerji üretmeye ihtiyacımız vardır”

Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi ile Ayaktan Tanı Göğüs Hastalıkları Cildiye ve Hematoloji-Onkoloji Merkezi’ni birbirine bağlayan tüp geçit ile yenilenen bazı servislerin açılışı, bugün düzenlenen törenle Başbakan Ferdi Sabit Soyer ve Sağlık Bakanı Eşref Vaiz tarafından yapıldı. Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde saat 09.00’da gerçekleştirilen törende, ilk olarak tüpgeçitin, daha sonra da sırasıyla genel laboratuarlar, Nöroloji ve Nöroloji Yoğun Bakımı, Üroloji ve Cerrahi Yoğun Bakım servislerinin açılışları yapıldı.

Başbakan Soyer ve Sağlık Bakanı Vaiz’e, Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanesi Başhekimi Dr. Rıfat Siber, Hastane Başhekim Yardımcısı Dr. Ramadan Kamiloğlu, hastane ve sağlık bakanlığı yetkilileri eşlik etti. Başbakan Soyer, açılışlar ardından servisleri gezerek, Bakan Vaiz’den hastane hakkında ayrıntılı bilgi aldı.

VAİZ
Sağlık Bakanı Eşref Vaiz, açılışların ardından yaptığı açıklamada, merkez hastane olan Dr. Burhan Nalbantoğlu’na KKTC’nin dört bir yanından hasta geldiğine işaret ederek, yetersiz kalan servislerin, yenilenmesi, büyütülmesi ve yeni servisler açılması konusunda uzun bir zamandır çalıştıklarını kaydetti. Bugün açılışı yapılan servisler hakkında bilgi veren Vaiz, yıllardır ortopediyle birlikte olan üroloji servisini aşağıya taşıdıklarını, nöroloji ve nöroşuruliji servisini büyüterek, nöroloji servisine ayrı bir yoğun bakım açtıklarını anlattı. KKTC’nin yoğun bakım ihtiyacını karşılayan tek hastane olan Dr. Burhan Nalbantoğlu’nun her tür vakayı bir arada barındırması nedeniyle sıkıntılar yaşandığına dikkat çeken Vaiz, bu amaçla nöroloji yoğun bakımı ayırarak, yeni açılan cerrahi yoğun bakım servisiyle, genel yoğun bakıma çok büyük bir rahatlama getirdiklerini kaydetti.

Vaiz, yapılan yeniliklerin, hastanenin ada çapında ihtiyaca daha rahat ve kontrollü şekilde hizmet verebilmesi için gerçekleştirildiğini ifade ederek, Başbakan Ferdi Sabit Soyer’in bir süre önce verdiği bazı servislerin açılıp, yenilenmesi talimatı üzerine çalışmaları kısa sürede tamamladıklarını sözlerine ekledi.

SOYER
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, yapılan çalışmaların güzele gidilmesi yolunda girişimler olduğunu belirterek, tüp geçidin yapılmasının iki üniteyi birbirine bağladığını, servislerin düzenlenerek, yenilerin açılmasının fevkalade güzel adımlar olduğunu kaydetti. Soyer, ilerlemek için bu adımların yeterli olmadığını, daha çok adımlar atılması gerektiğini vurguladı. Önümüzdeki günlerde Güney Kıbrıs’ta tıp fakültesi açılacağına dikkat çeken Başbakan Soyer, KKTC’de sağlığın en temel nokta olduğunu, bunun daha da geliştirilmesi için gerekli çalışmaların yapılması gerektiğini söyledi. Sağlık alanında yaşanan en önemli sıkıntılardan birinin, sağlık hizmeti için Güney’in, ya da TC’nin tercih edilmesi olduğuna işaret eden Soyer, KKTC’deki doktorların, hemşirelerin, laborantların, sağlıkla ilgili tüm teknik ekiplerin tıbbi bilgi ve deneyimlerinin yüksek olduğunu, onlara güvenmek gerektiğini belirtti.

"KALİTELİ BİLİMLE DONANMIŞ İNSAN YAPIMIZ VARDIR"
“Son derece kaliteli bilimle donanmış insan yapımız vardır” diyen Başbakan Soyer, iyi bir organizasyon, işbirliği, diyalog ve kesimler arasında sevgi bağı olmazsa her konuda olduğu gibi sağlık alanında da başarılı olunamayacağını belirtti.

Yatırımları geliştirerek, ülke gelişiminin sağlanmasının önemine işaret eden Başbakan Ferdi Sabit Soyer, KKTC’nin, Güney Kıbrıs ve TC’deki sağlık birimleriyle rekabet ettiği bilinciyle hareket edilmesi gerektiğini vurguladı. Soyer, “Sağlık yasaları ve benzeri konularda kesimler arası kavga değil, ortak akılla Güney Kıbrıs’ta açılacak tıp fakültesini ve TC’deki gelişmeleri rekabet noktasıyla yakalayabilecek bir sinerji üretmeye ihtiyacımız vardır” şeklinde konuştu. (TAK)

..............::::::::::::: HABER BAŞLIKLARI :::::::::::::..............


  E-Sağlık, hayat buluyor...
           30 Temmuz 2008, Çarşamba »
Basın Toplantısı

Sağlık Bakanlığı “E-Sağlık” Projesi için ihale açtı”

Sağlık Bakanlığı “E-Devlet” projesinin en önemli parçalarından biri olan “E-Sağlık” projesi için ihale açtı

Vaiz: “İhalenin sonuçlanmasıyla 5 hastane, 17 sağlık merkezi ve bakanlık örgütü ile 5 daire bir birine bağlanacak”

Şenol: “E-Sağlık, sağlık planlaması yapabilmek için çok önemli bir rol oynayacak”

Curcioğlu: “Proje, KKTC’de bugüne kadar çıkılan en büyük ihale”

Sağlık Bakanlığı “E-Devlet” projesinin en önemli parçalarından biri olan “E-Sağlık” projesi için ihale açtı.

Sağlık Bakanı Eşref Vaiz bugün düzenlediği basın toplantısında “E-Sağlık” ihalesini gazeteler aracılığıyla kamuoyuna duyurarak, ihale için bugünden, Aralık ayının son haftasına kadar teklif alınacağını ve projenin 1 Ocak 2009’da yürürlüğe girebilecek bir durumda olacağını söyledi. Vaiz, proje çerçevesinde Mayıs ayı sonuna kadar tam otomasyona geçmeyi hedeflediklerini kaydetti. Sağlık Bakanlığı’nda bugün saat 10.00’da düzenlenen basın toplantısına; Bakanlık Müsteşarı Asaf Şenol, Bakanlık Müdürü İsmet Salihoğlu, Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi Müdürü Sıdıka Kayımbaşıoğlu, Yataklı Tedavi Kurumları Dairesi Müdürü Tacan Öncül, Başbakanlık Bilgi İşlem Merkezi Bilişim Danışmanı Eralp Curcioğlu ve diğer bakanlık yetkilileri katıldı. Proje hakkında ayrıntılı bilgi veren Bakan Vaiz, proje için 2005 yılından beri çalıştıklarını, “sağlıkta yeni bir dönemin başlangıcı” olmasını hedefledikleri projenin, 2009 yılı başında hayata geçmesi, 2009 Mayıs ayı sonu itibarıyla tüm hastane, sağlık ocakları ve Sağlık Bakanlığı’na bağlı kurumlarda tam teşekküllü, çalışır durumda olması amacında olduklarını kaydetti.

SÜREKLİ, KESİNTİSİZ ELEKTRONİK HİZMET...
Bakan Vaiz, “E-Sağlık” projesinin önemine dikkat çekerek, “Sağlık Bilgi Yönetim Sistemleri” anlamına gelen “E-Sağlık” projesiyle, sağlık hizmeti veren hastane ve kurumların birbirine bağlanarak, tüm hizmetlerin elektronik olarak sürekli ve kesintisiz sağlanacağını belirtti. Hastanelerdeki tüm girdi ve çıktıların bu sisteme kaydedilerek takip edilebileceğini anlatan Vaiz, bu sistemle hangi hastanın, hangi sağlık merkezinden ne ve ne sıklıkla ilaç aldığının bilineceğini, bu sistemle randevu sistemine geçileceğini ve hastaların online sağlık bilgilerine ulaşabileceklerini anlattı.

KKTC’DE BİR İLK
E-Sağlık’ın KKTC’de bir ilk olacağını ifade eden Bakan Vaiz, E-Devlet projesinde Sağlık Bakanlığı olarak önde koşturduklarını, Lefkoşa Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nin E-Sağlık’la ilgili altyapısının tamamlandığını, ihalenin sonuçlanmasıyla 5 hastane, 17 sağlık merkezi ve bakanlık örgütü ile 5 daireyi bir birine bağlayacağını anlattı. Vaiz, en kısa zamanda sisteme vatandaşların kimlik bilgilerini, en son nereden hizmet aldıklarını, doktorunun kim olduğunu, ne tür bir hizmet aldığı gibi verilerin sisteme kaydedilerek, bir bilgi sitemi oluşturacaklarını dile getirdi, yeni dönemde hayata geçirilecek performans sistemiyle ilgili çalışmaların da buradan takip edileceğini söyledi.

DENETİMSİZLİK ORTADAN KALKACAK
Sistemin kontrol ve denetimsizliği ortadan kaldıracağına inanç belirterek, “her hastanede, her hasa ve her hekimle ilgili dökümleri kişiye özle haklar hariç, her türlü durumu yöneticiler görebilecekler” dedi.

Vaiz sistemin içinde; danışma modülü, hasta kayıt, kabul, çıkış, sevk işlemi, randevu işlemleri, poliklinik servisleri, eczane, laboratuar, radyoloji, ameliyathane, ağız ve diş sağlığı, hemodiyaliz, kan merkezi, diyet, sağlık kurulu, döner sermaye, personel işlemleri, hemşire gözlem modülleri, yatan hasta takip, cihaz takip, reçete izleme, hastane bilgi, sağlık merkezi bilgi, eczane ve ecza deposu, devlet laboratuarı, temel sağlık hizmetleri, yataklı tedavi kurumları ve hasta tıbbi görüntüleme sistemleri bulunduğunu kaydetti. Vatandaşların E-Devlet/E-Sağlık portalından online sağlık bilgilerine ulaşarak, randevu alabileceklerini, birçok sağlık hizmeti konusunda bilgi edinebileceklerini belirten Sağlık Bakanı Eşref Vaiz, otomasyona dâhil edilecek kurumları şöyle sıraladı:

Sağlık Bakanlığı Merkez Örgüt, Temel Sağlık Hizmetleri, Yataklı Tedavi Kurumları, Devlet Laboratuarı, İlaç ve Eczacılık Daireleri, Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi, Dr. Akçiçek Devlet Hastanesi, Cengiz Topel, Barış, Ruh ve Sinir Hastalıkları, Gazimağusa Hastaneleri, Lefkoşa Kentsel, Akdoğan, Güzelyurt, Maraş, Mehmetçik, İskele ve Serdarlı, Yenierenköy, Geçitkale, Dipkarpaz, İnönü, Değirmenlik, Esentepe, Lapta, Tatlısu, Lefke, Akıncılar sağlık merkezleri ile Bülent Ecevit Rehabilitasyon Merkezi.

TC’NİN KATKI VE MALİ DESTEĞİYLE...
Sağlıkta belirsizliğin ortadan kalkacağını vurgulayan Bakan Vaiz, projenin TC’nin katkı ve mali desteğiyle yürütüldüğünü belirtti. Vaiz, “Sağlık Bakanlığı olarak insana hizmetin devletin asli görevi olduğu bilinciyle gelişen dünyada çağdaş ülkelerin vatandaşlarının sağladığı hizmetleri KKTC vatandaşlarına da aynı kalitede sağlamayı hedef bilerek sağlıktaki yeni dönemin ülkemize hayırlı olmasını dilerim” şeklinde konuştu.

ASAF ŞENOL..
Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Asaf Şenol, sağlığın planlanıp, programlanabilmesi için doğru, gerçekçi verilere ihtiyaç olduğunu, kısa, orta ve uzun vade planlar, ihtiyaçları tespit için kurulacak olan sistemin, günlük, doğru ve kesin bilgiler vereceğini vurguladı. Şenol, KKTC’nin ileriye yönelik sağlık ihtiyaçlarının ne olduğu, hasatlıkların ne olduğu, yaş ve cinsiyete göre dağılım ve her türlü istatistikî bilgiyi verecek olması nedeniyle, “E-Sağlık”ın sağlık planlaması yapabilmek için çok önemli bir rol oynayacağını sözlerine ekledi.

ERALP CURCİOĞLU...
Başbakanlık Bilgi İşlem Merkezi Bilişim Danışmanı Eralp Curcioğlu da proje hakkında slayt gösterisi yaparak teknik bilgiler verdi. Projenin E-Devletin bir bütün içinde çalışabilmesi için geliştirildiğine dikkat çeken Curcioğlu, projenin olabilecek en iyi şekilde hazırlandığını söyledi. Proje amacının insan hayatını kolaylaştırmak olduğuna dikkat çeken Curcioğlu, projeyle sağlığın elektronik ortamda çok daha iyi bir şekilde, gerek kişiye yönelik, gerek bütün sağlık çalışanlarına hizmet vereceğini, vatandaşların her türlü bilgisini görebilecek şekilde tasarlandığını kaydetti.

Projede Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nin ana merkez, Sağlık Bakanlığı’nın ise bu merkezin yedeği olarak düşünüldüğünü anlatan Curcioğlu, sistemin sürekli çalışacağını ve geriye kalan hizmet birimlerinin buna bağlı olarak çalışacağını anlattı. Sistemin haberleşme altyapısının Kamu Net’e bağlı olacağını belirten Curcioğlu, tüm sağlık kurum kuruluşları ve hastanelerin buradan güvenli bir şekilde haberleşeceğini söyledi. Projenin KKTC’de bugüne kadar çıkılan en büyük ihale olduğuna vurgu yapan Curcioğlu, projenin 6 farklı yazılım sisteminden ve çeşitli modüllerden oluşacağını kaydetti.

“E-Sağlık” ihalesinin sonuçlanmasının ardından yaklaşık 600 kişiye 150 saat eğitim verileceğini de belirten Curcioğlu, projenin Mayıs ayı sonuna kadar tamamlanmasının planlandığını sözlerine ekledi.

..............::::::::::::: HABER BAŞLIKLARI :::::::::::::..............


  Kamu Sağlık Çalışanları Yasası...
           28 Temmuz 2008, Pazartesi »
Basın Toplantısı

Sağlık Bakanı Eşref Vaiz, Kamu Sağlık Çalışanları Yasası ile ideali yakalayamadıklarını, ancak olabilirliği yüksek uygulanabilir bir yasa hazırladıklarını söyledi”

Vaiz: “İdeali yakalayamadık ama olabilirliği yüksek uygulanabilir bir yasa hazırladık”

Yasanın ilk sağlık yasası olma özelliği taşıdığına dikkat çeken Eşref Vaiz, sağlık sektörünü ayrı bir yasaya kavuşturdukları için mutlu olduklarını belirtti.

Sağlık Bakanı Eşref Vaiz, Kamu Sağlık Çalışanları Yasası hakkında Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanesi Diyabet Merkezi’nde bu sabah basın toplantısı düzenledi.

Toplantıda Vaiz’e Lefkoşa Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Rifat Siber, Başhemşiresi Konce Dedeoğlu, Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Dr. İnci Taşyürek, Başhemşire Esit Tevfik, Cengiz Topel Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Hasan Garapli, Başhemşire Vesile Erdoğan, Girne Akçiçek Başhekim Yardımcısı Dr. Raşit Kayra, Mağusa Hastanesi Başhekimi Dr. Nuri Gökşin ve Başhemşire Ülkü Serdaroğulları eşlik etti.

1963-74 DÖNEMİ ZOR KOŞULLAR...
Sağlık Bakanı Eşref Vaiz toplantıda, Kıbrıs Türkünün Kıbrıs Cumhuriyeti’nden kovulmasıyla sağlık çalışanlarının 1963-74 yılları arasında zor koşullarda çalıştığını anlattı. Bu yılların savaş yılları olması nedeniyle koşulların çok tartışma konusu yapılmadığını belirten Eşref Vaiz, 1979’da ise Kamu Görevlileri Yasası’nın yapılarak sağlık çalışanlarının da bu yasaya dâhil edildiğini hatırlattı.

HEKİMLER AYRICALIKLI.. ALLAH’TAN SONRA
SIĞINDIĞIMIZ MESLEK GRUBU...

“Hekimler ve genelde sağlık sektörü çalışanları ayrıcalıklıdır” diyen Vaiz, bunu her zaman söylediğini ve söylemeye devam edeceğini belirtti.

Vaiz, eğitimleri bir yana, baş başa kalındığında insanın önce Allah’a sonra da o meslek grubuna sığındığı başka meslek grubu olmadığını söyledi. Diğer meslek gruplarının önemsiz olduğunu söylemediğini de vurgulayan Vaiz, “Ama insan hayatıyla bire bir ilgili başka meslek grubu yoktur” dedi.

YASANIN OLUŞUM SÜRECİ
Yasanın hazırlanma sürecinde sorunları tüm sağlık kesimleriyle tartıştıklarını, sendika ve örgüt temsilcilerinden görüşler aldıklarını anlatan Vaiz, bu dönemde gerçekçi olması konusunda dostça uyarılar aldığını söyledi. “Gerçekleşebilirliği ve olabilirliği mümkün olan bir yasayı oluşturmamız gerektiğini gördük” diyen Vaiz, geçmiş sağlık bakanları ile görüşmeler yaptığını ve onların yaptıkları çalışmaları incelediklerini, yasaya tüm sağlık çalışanlarının temsilcilerinin katkısı olduğunu kaydetti.

KIŞKIRTICI OLACAĞI İÇİN YASADA YER ALMAYAN HAKLAR
Yasaya, hekim ve hemşirelerle ilgili olarak, Maliye açısından sorunlu ve diğer kamu görevlileri kışkırtıcı olacağı gerekçesiyle bazı hakların girmediğini de belirten Eşref Vaiz, Kamu Sağlık Çalışanları Yasası’nın ilk sağlık yasası olduğuna dikkat çekerek sağlık sektörünü ayrı bir yasaya kavuşturmaktan mutluluk duyduğunu vurguladı.

Yasayla hastanelerde yerinden yönetim sağlanacağını ifade eden Vaiz, çalışanların kendi özlük hakları ve sorunlarını çözebileceklerini söyledi. Vaiz, “Mali açıdan da hastaneler kendi kendini denetleyecek ve yönetecek” dedi. Eşref Vaiz, ideali yakalayamadıklarını, olabilirliği yüksek, uygulanabilir bir yasa hazırladıklarını anlattı.

KAMU-ÖZEL AYRIMI
Sağlık sektöründeki kaosun kötüye gittiği ve geç kalınmadan kamu-özel ayrımı yapılması gerektiği konusunda uyarılar aldıklarını da anlatan Vaiz, kamuda çalışan 230 ve özelde çalışan da yaklaşık 40-50 hekim bulunduğunu, özel sektördeki hizmeti de bunların toplamı olan 280 hekimin birlikte vermekte olduğuna dikkat çekti. “230 hekimi özelden alsak özel yatırımların ne olacağı sorunu bulunuyordu” diyen Vaiz, bazı kesimlerin kamu hekimlerinin hastanelere çekilmesi görüşünü savunduğunu, bunun sorumsuz bir söylem şekli olduğunu söyledi. Bu söylemi özelde yatırım yapan bazı kişilerin de söylemekte olduğunu ifade eden Vaiz, bunlara kendi cevabının ise, “Özel bu hekimleri çalıştırmasın” şeklinde olduğunu kaydetti. Kendilerinin zora başvurmadan kamu-özel ayrımını teşvik edecek bir sistem getirmeye çalıştığını, bu sistemle özel sektörün çökmeyeceğini ve kamunun da zora girmeyeceğini söyleyen Eşref Vaiz, Kamu Sağlık Çalışanları Yasası’nın ardından gelecek Performansa Bağlı Döner Sermaye Yasası, Genel Sağlık Sigortası Yasası, Özel Hastaneler Yasası ve Hasta Hakları Yasası ile bunun bu ayrımın teşvik edileceğini ifade etti. “Biz bu ayrımı teşvik ve tercihle yapmayı getiriyoruz” diyen Vaiz, bunun dünyada başarılı olan birçok örnekleri olduğunu söyledi.

Eşref Vaiz, Performansa Bağlı Döner Sermaye Yasası ise kamu sağlık çalışanlarını teşvik edeceklerini belirtti.

ÖZEL DEVLETLE YARIŞMALI
Devlet ile özel arasındaki ilişkiyi bıçakla kesmenin mümkün olmadığını ifade eden Vaiz, vatandaşların ücretsiz sağlık hizmeti almak yerine özelden, parasıyla hizmet almakta olduğunu söyledi. Özel sektörün ise devletle yarışmadığını, özelin kendi yapamadığını ücret ödemeden devlete havale etmekte olduğunu anlatan Vaiz, “Özel devletle yarışmalı ve her şeyini dört dörtlük yapmalı” dedi. Vaiz, sağlıkta kamu-özel ayrımını getirirken hedeflerinin toplam potansiyelden yararlanmak olduğunu anlattı.

TEPKİLER...
Bazı sivil toplum örgütlerinin yasaya karşı tepkisinin anlaşılır olmadığını söyleyen Eşref Vaiz, “Bu yasaya karşı çıkanlar mevcut durumun devamını savunuyor demektir” dedi. Yasanın değişmez olmadığını ve eksiklikleri de bulunabileceğini ifade eden Vaiz, çıkarılacak sayısız tüzük bulunduğunu ve bunların birlikte yapılacağını kaydetti.

ALT YAPI
Görevde oldukları süre içinde yaptıkları hakkında da kısa bilgiler veren Vaiz, yapılacak daha çok iş olduğunu ve mevcut alt yapının yetersiz olduğunu söyledi.

Doktorların muayene odalarında büyük sıkıntı bulunduğunu kaydeden Vaiz, gelecek dönemde her hekime bir muayene odası yapmaya çalışacaklarını belirtti. Hastanelerin geliştirilmesi, yeni hastaneler ve servisler yapılması gerektiğini kaydeden Vaiz, hastanelerde iki kişilik banyo-tuvaleti olan odalara ağırlık vereceklerini, çalışanların koşullarını iyileştirmeye çalışacaklarını söyledi. Eşref Vaiz, “Var olanı geliştirmek için zamanla yarışıyoruz” dedi.

HEMŞİRE VE DOKTOR SAYISINDA ARTIŞ
2005’te 300 olan hemşire sayısını 2007’de 600’e çıkardıklarını ve 80’den fazlası sözleşmeli 100’ün üstünde de doktor aldıklarını anlatan Vaiz, KKTC tarihinde sağlık kadrolardaki bu gelişmenin önemli olduğunu söyledi.

..............::::::::::::: HABER BAŞLIKLARI :::::::::::::..............


  Alime Mustafa'nın ölümü
           28 Temmuz 2008, Pazartesi »
Kıbrıs Gazetesi ile röportaj

Sağlık Bakanı Eşref Vaiz, ciddi şekilde “Deli dana” hastalığı şüphesi olan sadece bir hasta bulunduğunu ve onun da dün öldüğünü belirterek, hastanın otopsisinin yapıldığını ve sonucun kamuoyuna açıklanacağını belirtti”

Vaiz; “Türkiye’deki inceleme sonrası gerekli açıklama yapılacak”

Diyabet Merkezi’nde Kamu Sağlık Çalışanları Yasası konusunda basın toplantısı düzenleyen Eşref Vaiz, aylardan beri tedavi konamadan tedavisi süren ve dün hayatını kaybeden 54 yaşındaki Alime Mustafa ile ilgili bir soru üzerine, “Esas sıkıntı kesin teşhis konamaması. Kesin teşhis konmadığı için popüler bir hastalık olan ‘deli dana’ demenin anlamı yok” dedi.

Vefatı üzerine söz konusu vatandaşa dün otopsi yapıldığını ve sonucun kamuoyuna açıklanacağını yineleyen Vaiz, “Sağlık Bakanlığı olarak nasıl ki kuş gribini açıkladık bunu da açıklayacağız” şeklinde konuştu.

Teşhis edilemeyen bir tür beyin hastalığı şüphesi ile yatan ve üzerinde 4-5 hastalıkla ilgili araştırmalar yapılan hastalar olabileceğine dikkat çeken Vaiz, beyin hastalığı veya bir tür beyin iltihabı olan çok hasta bulunduğunu, bunların bir kısmının hastanede bir kısmının da evde takip edilmekte olduğunu söyledi.

Lefkoşa Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Rifat Siber de, deli dana tipi hastalıklarda kesin teşhisin beyin incelemesi ile yapıldığını anlattı. Siber, dün hayatını kaybeden hastaya otopsi yapıldığını ve Türkiye’deki incelemeden sonra kesin sonuca varılacağını söyledi.

Benzer klinik tablosu olan ve yıllardır takip edilen başka hastalar da bulunduğunu ifade eden Siber, “Hiçbirinin teşhisi kesin değil, çünkü bu biyopsi ile konulan bir teşhistir” dedi.

Biyopsi örneği Türkiye'ye gönderildi
Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Asaf Şenol, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde vefat eden Alime Mustafa’nın durumuyla ilgili açıklama yaptı. Asaf Şenol, Alime Mustafa'nın yaklaşık 4 buçuk 5 ay önce Lefkoşa Doktor Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi'ne müracaat ettiğini kaydederek, burada gerekli tedavilerin yapıldığını vurguladı.

İleri tetkik ve incelemeler yapılması amacıyla Alime Mustafa'nın Türkiye'ye de gönderildiğini anlatan Şenol, Türkiye'de yapılan testler sonucunda da tam bir teşhisin konulamadığını söyledi. Şenol, Alime Mustafa'nın önceki gece yarısı saat 01:00 sularında vefat ettiğini ve bugün de otopsisinin yapıldığını ifade ederek, Türkiye Adli Tıp Kurumu'ndan Prof. Dr. Sermet Koç ve ekibinin yaptığı otopsiden alınan örneklerin sonucunun yaklaşık 2-3 ay içerisinde belli olacağını kaydetti. Alime Mustafa'nın hastalığı süresince Amerika Birleşik Devletleri'nde yaptırılan tahliller sonucunda halk arasında "deli dana" olarak bilinen "Creutzfeld-Jacobs" hastası da olabileceğinin söylendiğine dikkati çeken Asaf Şenol, bu konuda kesin konuşulabilinmesi için otopsi raporunun çıkmasının gerektiğini dile getirerek, bu tür bir şüphenin de söz konusu olduğunu ancak kesin sonucun otopsiden sonra belli olacağının altını çizdi.

..............::::::::::::: HABER BAŞLIKLARI :::::::::::::..............


  Vaiz: "Hekimler yasakla değil, kendi istekleriyle hastaneye dönecek
           28 Temmuz 2008, Pazartesi »
Kıbrıs Gazetesi ile röportaj

Sağlık Bakanı Eşref Vaiz, KIBRIS'a verdiği özel demeçte, sağlıktaki 40 yıllık statükoyu yıkma kararı aldıklarında, "arı kovanına parmak sokmak değil", "arı kovanını kucaklarına alıp arılar tarafından sokulacağının" bilincinde olduklarına dikkat çekti ve son günlerde Kamu Sağlık Çalışanları Yasası'ndan dolayı koparılan fırtınalara yanıt verdi:

DEVLETTEN PRİM İSTEYEN KLİNİĞİNİ KAPATACAK!

Sağlık Bakanı Vaiz, 1 Ocak 2009'da Döner Sermaye Yasası ile birlikte yürürlüğe girecek Kamu Sağlık Çalışanları Yasası'nın, kamudaki hekimleri hastaneye geri döndürecek teşvikleri de beraberinde getireceğini vurguladı ve "Hastanelerde saat 15.00'ten sonra randevulu hasta görmeyi ve döner sermayeden prim almayı kabul eden kamu hekimine bir şartımız olacak. Kendi istekleri ile kliniklerini kapatacaklar. Ancak kliniklerini kapatmaları halinde hastanedeki döner sermaye sisteminin priminden yararlanabilecekler. Aksi halde primden yararlanamayacaklar" dedi.

Sağlık Bakanı Eşref Vaiz, sağlıkta reform iddiaları ile göreve geldiklerini ve bu sektördeki 40 yıllık statükoyu yıkma kararlılığıyla yola çıktıklarını ifade ederek, "Biz arı kovanına parmak sokmak değil, arı kovanını kucağımıza aldık. Haliyle arıların bizi sokacağını biliyorduk" dedi.

Bakan Vaiz, KIBRIS'a verdiği özel demeçte, meclisten geçtiğimiz günlerde geçen Kamu Sağlık Çalışanları Yasası'yla "kamu hekimlerinin ikinci iş yapmasının yasallaştığı" eleştirilerini yanıtlarken, yasaklamayla bir yere varılamayacağını söyledi. Eşref Vaiz, bugüne kadar gelmiş geçmiş sağlık bakanlarının, yasalarla var olan yasaklama kararına rağmen bu sistemi değiştiremediklerini anımsatarak, bu statükoyu, kuracakları sistemle yıkacaklarını vurguladı. 1 Ocak 2009'da Döner Sermaye Yasası ile birlikte yürürlüğe girecek Kamu Sağlık Çalışanları Yasası'nın, kamudaki hekimleri hastaneye geri döndürecek teşvikleri de beraberinde getireceğini vurgulayan Vaiz, "Hastanelerde saat 15.00'ten sonra randevulu hasta görmeyi ve döner sermayeden prim almayı kabul eden kamu hekimine bir şartımız olacak. Kendi istekleri ile kliniklerini kapatacaklar. Ancak kliniklerini kapatmaları halinde hastanedeki döner sermaye sisteminin priminden yararlanabilecekler" dedi. Sağlık Bakanı Eşref Vaiz, yasak koyarak bunun başarılamayacağının bilincinde olduklarını ve kurulacak teşvik sistemiyle bunu başaracaklarına inandıklarını ifade ederek, 1 Ocak 2009'dan sonra devletten prim almak isteyen kamu hekimlerine özel muayenehanelerini kapatma zorunluluğu getireceklerini, böylece hekimlerin kendi isteğiyle hastaneye döneceğini kaydetti.

2005 Haziranı'nda göreve geldiğinde önemli bir karar vermek zorunda olduklarını anımsatan Vaiz, "2 seçeneğimiz vardı. Ya hiçbir şey yapmayacaktık, mevcut durumu seyredecektik bazı eski bakanların yaptığı gibi, yani statükoya boğun eğecektik, ya da sağlıkta artık bir şeyler yapmanın yolunu zorlayacaktık. Yapmanın yolunu bulacaktık ve bunu emin adımlarla sürdürecektik. Biz bir proje yaptık ve kamu-özel ayrışımını da hedefleyen birtakım yasalarla bu projeyi bütünleştirdik" şeklinde konuştu. Kamuyu ve özeli disipline ederek ortadaki karmaşaya çözüm bulmak için geliştirdikleri projenin ilk ayağı olan Kamu Sağlık Çalışanları Yasası ile kamuda 40 yıldır 5 saat çalışan hekimlerin teşvik yöntemiyle saat 15.00'e kadar yani günde 7 saat çalışmasını öngördüklerini anlatan Vaiz, bundan sonraki adımın da Döner Sermaye Yasası olduğunu vurguladı. Her iki yasanın 1 Ocak 2009'da yürürlüğe girmesiyle de kamu hekimlerinin saat 15.00'ten sonra da hastanede hasta görebileceğini, oluşturulacak döner sermayeden prim alacağını ancak bunun için de özel kliniklerini kapatmaları gerekeceğinin altını çizen Vaiz, "İşte bu teşvik yöntemiyle kamu hekimlerinin hastaneye döneceğine" inanıyoruz dedi. Sağlık Bakanı Vaiz, sağlıkta gerçek anlamdaki reformun, gündemlerindeki diğer yasalar Özel Hastaneler ve Klinikler Yasası, Hasta Hakları Yasası ve Genel Sağlık Sigortası Yasası'nın hayat bulmasıyla mümkün olacağını söyledi.

"Kararımızı verdik, statükoya boyun eğmeyecektik"
Sağlık Bakanı Eşref Vaiz, KIBRIS'ın sağlıkla ilgili sorularını yanıtladı. Vaiz'le yapılan röportaj aynen şöyle:

Soru: Sağlıkta yeniden yapılanma hedefiyle yola çıkmanızı sağlayacak etkenler nelerdi?
Yanıt: "Sizlerle bu sağlık yasalarını çalışmaya başladığımız gün daha önceki röportajlarımızda defalarca anlattığımız gibi, önce varolan durumu analiz ettik ve sağlık sorununun, sağlıkta yeniden yapılanmanın ya da sistemsizliğin nerelere takıldığını, neden bir türlü sağlıkta reform yapılamadığı konusunu irdelemeye çalıştık. Bunun için de gelmiş geçmiş bütün hükümetler dönemlerini irdeledik. Her bakanlığın takıldığı yerler konusunu gözden geçirdik. Nerelere takıldılar ve neden başarısız oldular. Bu konuları tartıştık. Sayın Ali Atun'dan bu tarafa Oktay Feridun, Erbilen, Hasipoğlu, Gülsen Bozkurt, Arabacıoğlu, Hüseyin Celal, Ergin Abdullah İlktaç gibi gelmiş geçmiş bakanların dönemlerinde, argümanlarını, sorunlarını, neden sağlıkta reform yapamadıklarını, yeniden yapılanmaya giremediklerini, nerede engeller çıktığı konusunu tartıştık. Ayrıca var olan yasaların daha önce çalışılan yasa tasarılarının da hangi gerekçelerden dolayı uygulanamadığını.. Örneğin Kamu Görevlileri Yasası 1979 yılında yapıldı, Sayın Erbilen bunu uygulamaya kalktı ve uygulayamadı. Nerelerden ve hangi sebeplerden dolayı uygulanamadığını dikkate alarak uygulanabilecek bir yasa için asgari şartlar nelerdir, konusunu tartışırken, elbette ki bütün amacımız, kamu sağlık servislerinden, öncelikle halkın çok daha iyi, daha uzun süreler, daha rahat, daha kolay, daha mutlu sağlık hizmeti alabilmesini sağlamak için bir model oluşturmaktı amacımız. Biz sorunları bir köşeye yazdık, dünyada sağlık politikaları konusundaki uzmanlardan görüş aldık. Bu dünya sağlık modellerini irdeleyen ülkelerin çalışmalarını değerlendirdik. Bize en yakın örnek, en yakın lojistik destek sağlayan bilgi ve araştırma konusunda destek sağlayan bir şansımız vardı. Dünya Sağlık Örgütü'yle de işbirliği içinde, kendi için projeler yapan Türkiye Sağlık Bakanlığı'ydı.
Örneğin Imperial College'de sorumlu olan Rıfat Atun, bize yardımcı olmaya çalışırken, aynı zamanda Türkiye Sağlık Bakanlığı'na da danışmanlık yapıyordu. Orda da benzer sorunlar tartışılıyordu. Kamu-özel ilişkisini disipline edecek ve halkın mutluluğunu sağlayacak, hasta memnuniyetini sağlayacak bir takım yeni model arayışları vardı. Türkiye ile çok benzerliğimiz var. Onlarda ikinci iş yasağı yok şu anda, onlarda 15.00'e 16.00'ya kadar hastanede çalışıyorlar, 16.00'dan sonra hekimler açısından söylüyorum, kendi muayenehanelerine gidebiliyorlardı. Dünyanın her yerinde hekimlerin çalışma koşullarını organize etmede sorunlar vardır. Sağlık servislerinde sadece hekimler yoktur. Ama özellikle hekimlerin çalışma disiplinini sağlama konusunda dünyanın her yerinde sorunlar var ve bu sorunları sağlık bilimi uzmanları, ekonomi uzmanları, sağlık bilimi modeli konusunda çalışan uzmanlar, hep tartıştılar. Tartışırlarken, bir hekimden en fazla maksimum düzeyde nasıl yararlanabiliriz diye tartıştılar. Kamuda olsun, özelde olsun. 'Var olan sağlık potansiyelinin toplamından, devletler, ülkeler nasıl daha fazla yararlanabiliriz ve bunu hasta memnuniyetine, hastalara verdiğimiz sağlık hizmetinin niteliğine yansıtabiliriz' şeklinde tartıştılar ve biz bu tartışmalardan esinlendik, bunlardan aldığımız notlarla kendi ülkemize yönelik model arayışına girdik. Karar vermek zorundaydık. 2 seçeneğimiz vardı. Ya hiçbir şey yapmayacaktık, mevcut durumu seyredecektik bazı eski bakanların yaptığı gibi, yani statükoya boğun eğecektik, ya da sağlıkta artık bir şeyler yapmanın yolunu zorlayacaktık. Yapmanın yolunu bulacaktık ve bunu emin adımlarla sürdürecektik.
Bir proje yaptık ve biz bu projede, kamu-özel ayrışımını da hedefleyen birtakım yasalarla bu projeyi bütünleştirdik".

"Projenin temelinde hasta memnuniyeti var"
Soru: Neydi bu proje, amaçları nelerdi, sizi hangi konağa taşımayı hedefliyordu?
Yanıt: "Projenin amacı, halkın, hastaların sağlık memnuniyetini artırmak, halkın, hastaların sağlıktan hizmet almasını kolaylaştırmak, koruyucu hekimliği geliştirmek ve sağlık servislerinden hasta memnuniyetini çok üst düzeylere çıkarmak. Bu projenin amacı bu. Bu amaca dönük olarak birinci ayak, kamu sağlık çalışanlarının çalışma koşullarını tekrardan organize ederek yeniden şekillendirmek, yeniden yapılandırmak ve bunun için ayrı bir sağlık yasası gereksinimi vardı ve Kamu Sağlık Çalışanları Yasası, projenin birinci ayağı olan bu yasa, meclisten geçirildi.
Bu yasa ile 24 saat kesintisiz hastanede hizmetin koşullarını daha da iyileştirmeyi ve halka randevulu mesai saatleri ki bu mesai saatleri hekimler için 40 yıldır 08-13.00 saatleri arasında sürdürülüyordu. Biz bunu bu yasa ile yaz-kış 08-15.00 saatlerine çıkardık ve 15.00'ten sonra da 16.00, 17.00, 18.00'e kadar, gerekirse hastanede randevulu hasta bakmanın koşullarını, bu Kamu Sağlık Çalışanları Yasası içerisine koyduk. Yasa, hemen meclis açılır açılmaz geçecek olan Döner Sermaye Yasası ki, bütçe komitesinin önündedir, Döner Sermaye Yasası ile birlikte düşünüldüğünde, 2009 Ocak ayı itibarıyla, bu iki yasa, döner sermaye ile birlikte, teşvik yöntemini de kullanarak, hekimlerin, 15.00'ten sonra da hastanede kalmasını öngören bir yasadır.

Hekimler teşvik edilecek
Soru: Bu noktayı biraz açmak gerekirse, sizler, Kamu Sağlık Yasası ile hekimlerin ikinci iş yapmasını yasal hale getirmekle eleştiriyorsunuz ama Döner Sermaye Yasası ile de hekimleri hastanede tutmanın teşvik unsurunu oluşturuyorsunuz. Yani bir yerde birtakım düzenlemelerle çarkı geriye sarmaya çalışıyorsunuz...
Yanıt: Aynen öyle. Hekimleri, Döner Sermaye Yasası ile 15.00'ten sonra hastanede randevulu hasta görmesini sağlıyoruz. Şunu söylemem gerekir ki, 15.00'e kadar hekimler artık tam gün çalışacak. Sorun, 40 yıldır hekimlerin özeldeki muayenehanelerini kapatarak hastaneye geri döndürülerek hastanenin verimliliğini maksimuma çıkarmak.

Kamu hekimlerinin Yüzde 90-95'i özelde de çalışıyor
İşte bu, yasakla, bugünkü kamu-özel karmaşası içerisinde sağlıktaki kamu-özel hastane-klinik karmaşık ilişkileri içerisinde olabilecek bir olay değildi. Hemen çözülebilecek bir pozisyon da değildi. Gelmiş-geçmiş bütün bakanların da takıldığı en büyük sorunlardan biriydi ve bu sorun o kadar çok ertelendi ki özel sektörde çok yatırımlar yapıldı, özel hastaneler yapıldı ama gelin görün ki bu özel hastanelerin yüzde 90- 95'i kamu sağlık çalışanı hekimler tarafından ya ortak olarak, ya da çalışan olarak sürdürülüyor. Kamunun dışında, özel sektörde de yüzde 90 oranında hizmet, kamu hekimleri tarafından verilmektedir. Bu çok enteresandır. Bunu tekrar etmek istiyorum. KKTC'de devlette ve özel sektörde, kamu hekimlerinin çoğunlukta olması hasebiyle de, yani düşünün ki siz, bugün 230 tane kamuda çalışan hekim vardır, 40-50 tane de hekim vardır özelde çalışan ve bu 230 hekimin, yüzde 90'ı-95'i, aynı zamanda özelde de hizmet veriyorlar ve bu özeldeki hizmetlerin büyük bir bölümünü, hastanelerde de özelde çalışan o 40-50 hekimle ortak olarak, yatırım yaparak beraber veriyorlar. Dolayısıyla kamuda çalışıp özelde hizmet veren hekimlerin ayrışımını bu projeyle hedeflerken, 5 tane yasadan bahsediyorum bu projede. Biri, geçtiğimiz günlerde geçen Kamu Sağlık Çalışanları Yasası'dır, öteki Döner Sermaye Yasası'dır. Bunu defalarca tekrar ettik. Bir diğeri Özel Hastaneler Yasası'nın redakte edilmesi ve yeniden düzenlenmesiyle ilgili ortaya çıkacak olan yasadır; Özel Hastaneler ve Klinikler Yasası. Bir diğeri Hasta Hakları Yasası ve 2009-2010'a ertelediğimiz ve 2009'da da göreceli olarak uygulamayı planladığımız, Çalışma Bakanı ile bu konuyu ortak çalışıyoruz. 2009'da göreceli olarak uygulamaya çalıştığımız Genel Sağlık Sigortası Yasası'dır. Genel Sağlık Sigortası 2009'da göreceli olarak uygulanacak, sigortalılar özelden de hizmet alacak Çalışma Bakanı ile Genel Sağlık Sigortası'nın mali ve ekonomik uygunluğu yaratılana kadar, yani sosyal sigortaların içinde bulunduğu durum ve kamuda çalışanların, sağlıkta prim ödemeyen kesimlerin pozisyonu değerlendirilene kadar, 2009 ve 2010 yılında göreceli bir bütçeyle, ortaya koyacağımız bir kaynakla, özel sektörden sadece sosyal sigortalara prim ödeyenler için, özel sektörden de hizmet alacağız. Özel sektörden hizmet alırken, amacımız, özel sektördeki sağlık kuruluşlarının da mali olarak desteklenmesinden çok bizim muradımız bakanlık olarak, vatandaşa, çok daha kolay ulaşılır, çok daha rahat ulaşabileceği bir sağlık hizmetini sunmak ve onu ayağına götürmektir. İnsanlar, çocuk doktoru, kadın doğum ve dahiliye gibi ayaktan tanı ve tedavi konusunda ilk etapta özelden de hizmet alarak muayene olabilecekler. Yani prim ödeyen sigortalılar, çocuklarını, çocuk doktoruna götürebilecek, yaşlılar, emekliler dahiliye uzmanlarından sağlık kontrollerini yapabilecekler, ilaçlarını yazdırabilecekler. Kadın doğum konusunda prim ödeyen kadınlarımız koruyucu hekimlik anlamında, rutin rahatsızlıkları ve şikayetleri anlamında özelde çalışan kadın doğum hekimlerinden hizmet alabilecekler.

Bu bir geçiş dönemi olacak ve daha sonra Genel Sağlık Sigortası Fonu yaratıldığında tüm kesimlerin prim ödemesi koşuluyla bu çok daha yaygın bir şekilde olacak. Genel Sağlık Sigortası Fonu ve bütçesi oluşturulacak ve çok daha yaygın bir şekilde, bu, hem hizmetin kamu ayağının finans sorununu çözecek, hem de özel sektörden alınan hizmetin finans kaynağını oluşturmuş olacak.
Yine Hasta Hakları Yasası, çok önemli bir yasadır. Hastaların şikayetlerini, mağduriyetlerini, olası tıbbi hatalardan kaynaklanan mağduriyetlerini dikkate alacak olan, hastaların hakları ile ilgili yasayı da 2008'e kadar meclisten geçireceğimizi söylemiştik. Bu 5 yasanın birbirini destekleyen tarafı vardır, projeyi destekleyen tarafı vardır. Proje, bir süre içerisinde, uzun bir zaman dilimi içerisinde değil ama bunun zamanlamasını da tarihlemedik, çünkü sürekli gözden geçirilecek olan bir projedir.

Özel Hastaneler Yasası'nın sihri
Hedefi, kamu-özel ayrışımını sağlamak. Yani kamu doktorlarını teşvikle hastaneye geri dönmesini, özel hastanelerin de kamudan destek alarak ayakta durması değil, kendi özel yatırımları ve özel istihdamlarıyla barındıracakları uzmanları kullanarak hastanelerini döndürebilmeleri konusuna onları getirmek. Bu uygulamalar Özel Hastaneler Yasası ile de desteklenecek. Nasıl? Anlatıyoruz ve diyoruz ki, sizin özel hastaneniz vardır, anestezi hizmetini, ameliyathaneniz var özel hastanede, ameliyat yapıyorsunuz, anestezisti nerden buluyorsunuz, devlet hastanesinden. Devlet hastanesinin anestezisti gelip, sizi anestezi konusunda hizmet veriyor. Biz diyeceğiz ki Özel Hastaneler Yasası'nda, ameliyathanesi olan hastaneler özelde, anestezist bulundurmak zorundadırlar. 24 saat hizmet veren özel hastane, ameliyathanesi varsa, anestezist bulundurmak zorundadır. Bunun çeşitli gerekçeleri vardır. Tıbbi ve insani açıdan da gerekçeleri vardır. Örneğin çok acil bir ameliyat gelmiştir özel sektöre, özel sektörün anestezisti yoktur. Hemen telefon açıyor hastaneye ve diyor ki, bana çok acil bir hasta geldi, ben bunu ameliyat yapmak isterim. Bırak hastanedeki işini, gel bana bu ameliyatı yap. Belki o an çok da sorumluluk sahibi, önemli bir görevi olan kamudaki anestezist, işini bırakıp özele çıktığı oluyor. Tespitlerimiz de var. İşte bu anomalileri, iç içe geçmiş karmaşık yapıyı ortadan kaldırmayı hedefleyen bir projedir. Kamuyu ve özeli disipline ederek, kamu-özel karmaşasını ortadan kaldırmayı hedefleyen bir projedir. Bu projenin ilk ayağı olarak da Kamu Sağlık Çalışanları Yasası geçirilmiştir.

Hastanede 24 saat kesintisiz hizmet
Bu yasayla 24 saat kesintisiz hizmet, çok daha verimli bir şekilde sürdürülecek. Bu yasa döner sermaye ile birlikte yine randevulu sistemle poliklinik hizmetlerinin çok daha kolay ve çok daha rahat alınması sağlanacak. Sadece zaman dilimi olarak 08-13.00 saatleri arasında değil, polikliniğin öğleden sonraya taşınması konusu da sağlanacak ve hatta randevulu hasta bakma konusu 15.00'ten sonra da döner sermaye, performans teşvik sistemiyle de devam ettirilecek. İnsanlarımız belki de sabah saatlerinde değil, öğleden sonraki saatleri tercih ederek hizmet alacaklar".

Hekimleri yasakla değil, teşvikle hastaneye döndüreceğiz
Soru: Anlattığınız sistem, hem vatandaşın hastaneden kesintisiz hizmet almasını sağlayacak, hem de kamudaki hekim teşvik edilerek hastanede kalabilecek, bu mudur gerçekten öngörülen?
Yanıt: "Evet. Sağlık alanında bu projeyle birlikte yeniden yapılanma ve bu reform başlangıcıyla birlikte, biz yasakçı ve uygulanamaz bir yasa tasarısı ile işe başlamak istemedik. Çünkü gelen eleştirilerde, genellikle yasakçı bir öneri vardır. Bu tür uygulamalar geçmişte denendi ve uygulanamadı. Dolayısıyla yasakçı bir zihniyet değil, teşvik edici bir yöntemle, ama yasa kapsamında, mesai saatlerini, özellikle hekimler için sabah 08.00 ile 13.00 arasından, sabah 08.00 ile 15.00'e kadar, yaz-kış mutlaka zorunlu çalışması gereken saatler olarak tam güne taşıdık, tam gün mesaidir bu. Tam gün mesaiden sonra da biz, Döner Sermaye Yasası ve bu yasanın içerisinde çalışma koşulları ile ilgili düzenlemede düşündüğümüz bir maddeyle, döner sermayeden, 15.00'ten sonra prim alacak olan hekimlerin muayenehanelerini kapatma zorunluluğunu getiriyoruz.

Muayenehanelerini kapatmayan döner sermayeden yararlanamayacak
Soru: Bu noktayı biraz açar mısınız? Yani döner sermayeden prim almak isteyen kamu hekimlere, özel kliniklerini kapatma zorunluluğu mu getiriyorsunuz?
Yanıt: "Bu yasa geçtiği günden itibaren Döner Sermaye Yasası ile birlikte yürürlüğe gireceğini söylüyoruz, 1 Ocak 2009 itibarıyla, ikisi de. Saat 15.00'ten sonra, döner sermayeden teşvik ve prim almayı kabul eden, saat 16.00, 17.00, 18.00'e kadar zaman dilimi içerisinde hastanede çalışmayı kabul eden ve döner sermayeden prim almayı kabul eden hekimlere bir şartımız vardır. Kendi istekleri ile kliniklerini kapatacaklar. Döner sermayeden ancak o şekilde prim alabilecekler. Yani 15.00'ten sonra 16.00, 17.00, 18.00 saat dilimleri içerisinde devlette kalıp hizmet vermek isteyen hekimler, 1 Ocak 2009 itibarıyla Döner Sermaye Yasası'nın geçmesinden sonra, prim ödemeye başladığı günden itibaren, kamu hekimleri prim almayı istiyorlarsa, kliniklerini kapatmak kaydıyla bundan yararlanabilecekler. Kendileri kapatacaklar ve bunu bize ibraz edecekler ve döner sermayeden ancak o şekilde prim alabilecekler".

40 yıldır yasak vardı da ne oldu?
Soru: Şu anda yoğun eleştirilere neden olan hekimlerin ikinci iş yapmasına imkan sağlandığı yönündeki hususu sistemin bütünü içerisinde bertaraf edeceğiniz anlaşılıyor...
Yanıt: "Yasalar çerçevesinde en büyük eleştiri konusu olarak önümüze gelen doktorların 15.00'ten sonra yine kliniklerine gidebilme hakkına sahip olmalarını, biz tam tersine, 15.00'ten sonra, teşvik ederek hastaneye gelip kliniklerini kapatmalarını sağlamaya başlıyoruz. Bunu da sistem içerisindeki teşvikle yapmayı hedefliyoruz. Teşvikle bunun yapılabileceğini uzun uzun tartışarak, bunun en yakın örneği, Türkiye. %70 oranında ki Türkiye'de ikinci iş yasağı yoktur, hekimler 15.00-16.00'dan sonra kliniklerine gitme hakları var Türkiye'de. Bizde öyle bir hakları yoktu güya, ama 40 yıldır gidiyorlardı ve hiç kimse de bunlara yasaya rağmen hiçbir şey yapamıyordu. Türkiye'de bu yasak olmamasına rağmen teşvikle hekimlerin 16.00'dan sonra 18.00-19.00'a kadar hastanede kalmaları sağlandı ve bu oran, kendi isteğiyle kliniğini kapatıp döner sermayeye, hastaneye dönen oran yüzde 70 oranındadır. Toplam doktor sayısının yüzde 70'si kendi isteğiyle, kliniğini kapayarak hastaneye dönmüştür".

Arı kovanına parmak sokmadık, Arı kovanını kucağımıza aldık
Sağlık Bakanı Eşref Vaiz, 2005'te sağlık reformu için yola çıkarken, sistemden beslenen bazı çıkar gruplarının dirençleriyle karşılaşacaklarının bilincinde olduklarını söyleyerek, şu benzetmeyi yaptı:
"SAMİMİYETSİZLİKLE KARŞILAŞACAĞIMI BİLİYORDUM"... "Bu projeye karşı sizlerle daha önce yaptığımız mülakatlarda hep şunu söyledim. Arı kovanına parmak sokmadık, arı kovanını olduğu gibi kucağımıza aldık. Haliyle arıların bizi sokacağı, mevcut statükodan nemalanan insanların, mevcut karmaşa içerisinde pozisyon alan, sistemsizlikten çıkar sağlayan insanların bu konuda mutlaka karşı çıkacakları ve birtakım gerekçeler de yaratacaklarını ben başından beri biliyordum. Samimiyetsizliğin ortaya çıkacağını biliyordum". Sağlık Bakanı Eşref Vaiz, sağlık reformunun 5 ayaklı bir proje olduğunu ve bunun ilk bacağı olan Kamu Sağlık Çalışanları Yasası'yla, sağlığın kamu ayağının disipline edileceğini yineledi ve 2005'te göreve geldiğinde bu yolda dirençle karşılaşacağının bilincinde olduğunu söyledi. Vaiz, KIBRIS'a verdiği özel mülakatta, bu durumu, şu benzetmeyle anlattı:
"Bu projeye karşı sizlerle daha önce yaptığımız mülakatlarda hep şunu söyledim. Arı kovanına parmak sokmadık, arı kovanını olduğu gibi kucağımıza aldık. Haliyle arıların bizi sokacağı, mevcut statükodan nemalanan insanların, mevcut karmaşa içerisinde pozisyon alan, sistemsizlikten çıkar sağlayan insanların bu konuda mutlaka karşı çıkacakları ve birtakım gerekçeler de yaratacaklarını ben başından beri biliyordum. Samimiyetsizliğin ortaya çıkacağını biliyordum". Bakan Vaiz, Kamu Sağlık Yasası'nı, kamudaki hekim örgütleriyle uzlaşarak çıkardıklarını da vurguladı.

Vaiz'in, KIBRIS Gazetesi'ne verdiği özel mülakatın devamı şöyle:
Hekim örgütleriyle uzlaştık
Soru: Hekim örgütlerinin yasaya destek vermesi, günün sonunda kliniklerini kapatmaya razı olduklarının bir işareti mi?
Yanıt: "Evet. Hekim örgütleriyle uzlaştığımız nokta, Tabibler Birliği ve Tıp-İş'le uzlaştığımız nokta, kamuda çalışan hekimlerin örgütleriyle uzlaştığımız noktaların bir tanesi de budur. Bir şey daha vardır. Bu ülkede uzlaşı, özellikle sağlık sektöründe, özellikle hekimlerle ilgili konularda, uzlaşı sağlanmadan başarıya ulaşmanın imkanı da neredeyse yok gibidir. Dünyanın pek çok ülkesinde de bu böyledir. Bir uzlaşı gerektiriyor. Bu uzlaşıyı da biz, teşvik yöntemiyle 15.00'ten sonra teşviki kabul eden, döner sermayeden prim almayı kabul eden hekimlerin kliniklerini kapatarak hastanede devam etmeleri konusunda anlaştık. Bu Kamu Sağlık Çalışanları Yasası'nda bu düzenlemeyle ilgili madde var. Dolayısıyla iddia edildiği gibi, var olan yasallaştırılıyor gerekçesi değil, tam tersine, var olan daha iyi bir noktaya getiriliyor ve daha da iyi bir noktaya doğru teşvik ediliyor.
Biz projeyi çözüm noktasını böyle belirledik".

Yasaların uygulanabilir olması önemli
Soru: Sağlık alanında çıkarılan yasalara bunca yıldır uyulmadığı da biliniyor...
Yanıt: "Yıllardır bu ülkede sağlık alanında uygulanamayan yasalar yapıldı. Sağlıkta iki yasa var. İkisi de uygulanamadı. Biri, Kamu Görevlileri Yasası içinde, doktorlarla ilgili yasal maddeler. Öteki de 1997'de yapılan Özel Hastaneler ve Klinikler Yasası.
Dolayısıyla yasaların uygulanabilir olması konusunda çok dikkatli davranıyoruz. Sağlıkta yasanın uygulanabilir ve sürdürülebilir olmasına çok özen gösteriyoruz. Aksi halde mevcut durum, yasalara rağmen devam eder. Bunu değiştirmek için de bu yaratılan proje, Türkiye'deki yasalardan da, bu çok önemlidir, Türkiye'deki yasalardan da yararlanıldı. Bu konuda Türkiye'de var olan yasal ve hukuksal düzenlemelerden de yararlanıldı. Çünkü birçok konuda Türkiye'yi örnek alırız, işimize geldiği noktalarda... Reform çalışmalarından dolayı Türkiye'yi bilen, Türkiye'yi ziyaret eden ve herhangi bir vesile ile Türkiye'ye gidip-gelen insanlar, orada yaşayan KKTC vatandaşları, Türkiye'deki reformun özelliklerini ve kolaylıklarını halka dönük memnuniyet verici uygulamalarını görüyorlar, onları müşahade ediyorlar, onlara tanık oluyorlar".

Yasaya, çıkar gruplarının çatışması penceresinden bakmak doğru değil
Soru: Çıkar gruplarının çatışma noktasına geldiği de görülüyor...
Yanıt: "Yasaya, çıkar gruplarının çatışması açısından, o pencereden bakmak doğru değil, çünkü burada amaç, halkın kamuda ücretsiz aldığı sağlık hizmetlerinden memnuniyetini artırmak. Düşünün ki siz kamu, devlet ücretsiz sağlık hizmeti veriyor ama halk bunu beğenmiyor ve gidip para ödeyerek emeklisi de, memuru da, işçisi de, birçok konuda dışarıdan hizmet alabiliyor. Gerek hastanelerdeki otelcilik hizmetleri, gerekse daha kolay hizmet alabilme, randevu ile hizmet alma yöntemleri, halkın ayaktan tedavilerde ve daha birçok yatılı tedavilerde bile özelde yapılabilen tedavi yöntemlerinde, dışarıdan hizmet almayı tercih ettiğini biliyoruz.
Dolayısıyla biz, halkın memnuniyetini hedefleyen bir proje ve mantıkla olaya yaklaşıyoruz. Devlet hekimleri hastaneye dönerse, kamu hekimleri hastaneye dönerse, hastanede memnuniyet artarsa, hastalar hastaneye dönerse, özel sektör ne olacak? Özel sektör bundan ekonomik olarak nasıl etkilenecek? Bu benim sorunum değil. Benim sorunum, devletten ve özelden alınan hizmetin niteliği, kalitesi, memnuniyetiyle ilgilidir. Dolayısıyla, özellikle kamu ayağını disipline ederek ben daha sonra kaynak yaratarak özelden de toplam sağlık potansiyelinden ve kalitesinden yararlanmanın yollarını, halkın en genel sağlık hizmetleri açısından haklı olduğunu düşünüyorum. Özelden hizmet almayı da, devletimizin, ülkemizin, KKTC'nin sağlık hizmetlerinden memnuniyeti açısından düşünüyorum, bunu da savunuyorum. Yani özelden de hizmet alınmalı diyorum ama özele rant sağlamak için savunmuyorum bunu. Hayır, çok kolay, kapısının yanında, mahallesinde, bölgesinde, özeldeki bir sağlık tesisinden belli hizmetleri devletin karşılaması kaydıyla gidip almasını savunuyorum, çünkü halk çok daha kolay, çok daha nitelikli, hızlı hizmet alabilmeli, çağdaş, AB ülkelerinde olduğu gibi. Bizim ülkemizde de bu çok insani bir olaydır ve proje bunu hedeflemektedir. Günün sonunda toplam kamu ve özel potansiyelinden yararlanmayı mutlaka düşünülmelidir proje ve biz düşünüyoruz ve bunu hedefliyoruz.

"Biz kamu ayağından başladık"
İlk olarak kamu ayağından başladık. Ücretsiz hizmet veren kamu ayağı, tercih edilmez pozisyonda olduğunu 2005 yılında göreve geldiğimizde, ilk olarak buradan başlamak gerektiğinin altını çizdik ve kamu ayağının güvensizliğini ortadan kaldırmak için, kamu ayağını yeniden organize etmek için yasaları çalışırken, öbür taraftan da hastaların memnuniyetinde sadece organizasyon sorununun yetmeyeceğini, altyapının da çok önemli olduğunu, otelcilik hizmetlerinin de çok olduğunu, insanların artık yeni hastanelerde, 2 kişilik odalarda, banyolu, tuvaletli odalarda, mümkünse tek kişilik odalarda tedavi görmek istediklerini, hizmet almak istediklerini biliyoruz. Bu çok insani bir olaydır, insanca bir taleptir. Dünya bu tarafa doğru gitmektedir. 70-80 milyonluk Türkiye, artık yeni yaptığı hastaneleri, koğuş sisteminden kaçıyor. Biz de öyle yaptık. Avrupa'da da öyledir. Artık 2 kişilik ya da tek kişilik odalara kayış vardır. Merkezi tuvalet, merkezi banyo, koğuş sistemleri, hastanecilikte, sağlık hizmetlerinde artık terk edilen bir yöntemdir. İnsanlar en fazla insani değerlere ihtiyaç duydukları alanlar, hasta oldukları zaman başvurdukları ve hizmet aldıkları hastanelerdir, sağlık merkezleridir.

3 yılda 2 hastane, sağlık ocakları...
Dolayısıyla 2 tane hastane yaptık 3 yıl içerisinde. Sağlık ordusunu takviye ettik. Sağlık merkezlerini reorganize ettik. Erenköy'den tutun Güzelyurt ve Lefke sağlık merkezine kadar bütün sağlık merkezlerimizi gözden geçiriyoruz. Akdoğan sağlık merkezini yeniden yaptık, Geçitkale sağlık merkezini iyileştireceğiz, aşağı ve yukarı Mesarya, İskele sağlık merkezini büyüteceğiz. Mağusa'ya yeni yaptığımız çok modern hastane ortada duruyor. Lefkoşa'da yeni yaptığımız ikinci hastane hizmete girdi. Lefkoşa Hastanesi ile bu yeni hastaneyi tüp geçitle bağladık, yakında onu açacağız. Lefkoşa Hastanesi'nin yataklı tedavi kurumlarını iyileştirdik. 30-40 yıldan sonra hastaneye merkezi ısıtma-soğutma sistemi kurduk. İnsanlar bu 45 derece sıcakta merkezi ısıtma-soğutması olan odalarda kalıyorlar. 30 yıldan sonra biz bu hizmeti duyurmayı beceremedik ve geçen gün bir gazetenin manşetten verdiği dördüncü katta işte klima bozuldu haberiyle vesile oldu, bu hizmeti duyurmuş oluyoruz. Lefkoşa Hastanesi yataklı tedavi kurumlarına insanlar artık pervane götürmüyor, serinlemek için pencerelere sarkmıyor. İnsanlar klimalı odalarda hizmet alıyorlar. Elbette bu modern hizmeti verirken cihazlar da arızalanabilir. Altyapı çalışmalarında ne gördük biz. İnsanların moral değerleri yükseliyor. Uzun yıllar mecbur kalmadığı için Lefkoşa Hastanesi'ne başvurmayan ve gelmeyen hasta ziyareti ile hastaneleri ziyaret eden hasta yakınları, refakatçileri, hastanedeki temizlik ve yemek hizmetlerinden ve hotelcilik hizmetlerinden, bakımı onarımı yapılmış, yatakları değişmiş, yenilenmiş servislerde memnuniyet getiriyorlar. Bu memnuniyetlerini de bizim yaptığımız anketlerde ortaya koyuyorlar.

30 yılda 300, biz 3 yılda 300 hemşire aldık
Sağlıkta 3 yılda var olan altyapı çalışmalarının yanı sıra personel sayısında da büyük artışlar yaptık. Baktınız, ben 2005 yılında haziran ayında göreve geldiğimde ada çağında toplam 300 hemşire vardı. Bugün 600 hemşire var. 30 yılda devletin hastaneye kazandırabildiği hemşire sayısı 300, 3 yılda bunun tam bir katı daha, 300 yeni hemşire katarak sayıyı 600'e tamamladık. Hemşirelerimizin en çok şikayet ettikleri telefonlara biz bakıyoruz, hasta yakınlarının eleştirilerine biz muhatap oluyoruz eleştirilerine karşı, kuracağımız döner sermaye ve otomasyon sistemini yönlendirip yönetecek olan tıbbi sekreterlik müessesesi için 60'ın üzerinde istihdam yaptık. Bugün servislerimizde, bilgisayarlarının başında, yeni kurulacak olan merkezi bilgi işlem sistemini yönetecek ve o sistemi kullanacak olan tıbbi sekreterler vardır. Artık telefonlara hemşireler bakmıyor. Hasta yakınlarıyla ilgili şikayetlere ve taleplere, tıbbi sekreterler de yardımcı olmaktadır. Hemşirelerin yemek dağıtımcılığı yaptığı günleri hatırlayın. Yemeklerimiz, kendi hastanemizin olanakları içerisinde pişiriliyordu, dağıtımı da hemşireler yapıyordu.
Bugün sağlık servislerimizde, yemek hizmeti aldığımız hastanelerde, yemek hizmetini, diyetisyenlerin kontrolünde modern tesislerde üretilen ve garsonlar tarafından ilgili yemek şirketlerinin servis elemanları tarafından servisi yapılan bir şekilde yemek hizmeti veriyoruz. Temizlik hizmeti konusunda yine özel sektörden aldığımız hizmetlerle hastanelerimiz eskiye oranla pırıl pırıl, temiz bir vaziyettedir. Altyapı çalışmalarında değiştirdiğimiz kırık dökük yataklar ve diğer bütün malzemelerin de etkisiyle insanların, sağlık servislerimize, yataklı tedavi kurumlarımıza, bekleme salonlarında yaptığımız iyileştirmeler var. Daha lüks bekleme salonları, klimalı, ısıtmalı-soğutmalı ve daha rahat koltuklarda, insanlarımızın daha rahat bir şekilde beklemelerine olanaklar yarattık. Bütün bunlar bize, sağlık servislerimize güven olarak geri döndü ve kuracağımız sistemin de altyapısına hazırlık oldu".

"Arı kovanını kucağımıza aldık"
Soru: Son olarak yasa çalışmalarına direnç gösteren kesimlere çağrınız nedir?
Yanıt: "Bu projeye karşı sizlerle daha önce yaptığımız mülakatlarda hep şunu söyledim. Arı kovanına parmak sokmadık, arı kovanını olduğu gibi kucağımıza aldık. Haliyle arıların bizi sokacağı, mevcut statükodan nemalanan insanların, mevcut karmaşa içerisinde pozisyon alan, sistemsizlikten çıkar sağlayan insanların bu konuda mutlaka karşı çıkacakları ve birtakım gerekçeler de yaratacaklarını ben başından beri biliyordum. Samimiyetsizliğin ortaya çıkacağını biliyordum. Bu yasanın hayata geçmesi konusunda 2007 Şubat ayında 6 örgüt imza koyarken, bu örgütlerin bir kısmının daha sonra aynı iş kolu içerisinde beraber çalıştıkları diğer çalışanlara, emekçilere karşı tavır alacakları konusunda geçmişte örnekleri vardı.
Dolayısıyla kimin gerçek reform istediği, kimin istemediği konusu, bu Kamu Sağlık Çalışanları Yasası ile hemşirelere ve diğer çalışanlara, vardiya ile çalışanlara dönük gerek hemşirelerin 30 yıldır istedikleri barem 9, barem 7 olarak çalışırlardı, lise üstü 2 yıl eğitim alan hemşireler, hakları olmasına rağmen barem 9 alamıyorlardı. Bunu kazanmaları, vardiya tahsisatı almaları, yasa ile birlikte artık kendi iş kollarını, kendi yönetim kurullarına katkı koyarak, temsilci göndererek, kendilerinin yöneteceği ve döner sermaye ile birlikte teşvik edilebilecekleri, performansla prim alacakları, çok çalışanın çok kazanacağı ve bu şekilde maddi olarak da ödüllendirilecekleri ve bu ağır iş kolunda moral açısından da desteklenecekleri bu projede birtakım gerekçeleri öne sürerek karşı çıkan sendikaları, ben, üyeleri ile baş başa bırakıyorum. Çünkü döner sermaye sistemi ve performans bu ülkede ilk defa Sağlık Bakanlığı'nda uygulanıyor. Yerinden yönetim, hastanelerin yönetim kurulları tarafından yönetilmesi gelecek. Kamu sağlık çalışanlarının burs seçim komisyonu oluşması sağlandı. Aynı zamanda çalışanların teknik kurullarda temsil edilmesi oluşturuldu, hastane konseyi oluşturuldu. Sağlık hizmetleri danışma kurulu oluşturuldu. Bütün bu hak ve kazanımları, teşvik ve primleri, artırılan barem ve verilen vardiya tahsisatları, ekonomik iklimin verdiği ölçüde verdiğimiz hakları, alıp cebine koyan ve bu projeye karşı çıkan, projenin bütününü de görmeyen sendikaları ve birlikleri, ben, üyelerine havale ediyorum. Takdiri, sağlık çalışanlarına bırakıyorum. Bu sağlık çalışanlarının sayısı bin 700 civarındadır. Bunun içerisinde sadece 230 doktor vardı, gerisi hemşire, laborant, biyokimyacı, paramedikal grup ve tıbbi sekreter olarak çalışan kitabet hizmetlerindeki diğer personeldir.
Veteriner hekimlerin eleştirileriyle ilgili olarak da bunun mümkün olmadığını, hukukçularla da tartışarak ortaya koyduk. Veteriner hekimlerin bu yasa kapsamına alınmaları mümkün değildi. Bu yasa hekimler yasası da değildi. Bu yasanın içerisine sadece veteriner hekimler değil, başka kamu kuruluşlarında çalışan hekimler de girmedi. Belediyelerde, sigortalarda, başka kurumlarda çalışan tıp doktorları da bu yasanın içerisinde değiller. Veteriner hekim olarak onlar ayrı bir yasa çalışması talebinde bulunabilirler. Öyle bir hakları var ve Tarım Bakanlığı altında ayrı bir Veterinerler Yasası da yapabilirler.

Dolayısıyla projeyi anlamadan, projeyi sığ bir tartışmaya çekmek ve bulanık bir su yaratmak bence çıkar gruplarının ve düzenden menfaat süren, mevcut sistemden menfaati olan unsurların kopardığı fırtınalardır. Bu konuda talihsiz açıklama yapan bazı ticari birlikler, kurumlar ve sivil toplum örgütleri de oldu. Onlara da ben cevabımı şöyle veririm. Nasıl ki Çalışma Bakanlığı ile kendileri süpermarketler konusunda, çalışma saatleri konusunda muhatapken, kamuda örgütlü bir sendikanın, hiç ilgisi alakası olamayan bu konuda, o zaman demeç vermesini yadırgadığım gibi, onların da bu konuda şu an demeç vermelerini yadırgadım".

..............::::::::::::: HABER BAŞLIKLARI :::::::::::::..............


  Halkın kullanımına açık olan plajlar temiz
           08 Temmuz 2008, Salı »
Kongre

Sağlık Bakanlığı, KKTC genelinde halkın kullanımına açık olan plajların sularından alınan numunelere yaptığı analizlerde, mikrobiyolojik açıdan kirliliğe rastlamadı

Sağlık Bakanlığı halkın kullanımına açık olan tüm plajlarda deniz suyu analizleri gerçekleştirdi

Analizlerle ilgili olarak açıklamada bulunan Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi Müdürü Dr. Sıdıka Kayımbaşıoğlu, söz konusu analizleri halkın kullanımına açık olan plajlarda yaptıklarını söyledi

Kayımbaşıoğlu, Yeşilırmak’tan Karpaz’a kadar olan tüm plajlardan alınan su örneklerinden çıkan sonuçlara göre, halkımızın kullanımına açık olan plajlarda mikrobiyolojik açıdan kirliliğe rastlanmadığını kaydetti.

Kontrollerin, yaz mevsimi boyunca devam edeceğini de belirten Kayımbaşıoğlu, halkın kullanımına açık olan ve mikrobiyoloji açıdan kirliliğe rastlanmayan plajları şu şekilde açıkladı:

Girne Bölgesi’nde; Alagadi Plajı, Esenyalı Plajı, Lara Beach, Vogue Beach Club Plajı, Acapulco Plajı, Çatalköy Halk Plajı, Diane Plajı, Karakum Plajı, Kervansaray Plajı, Adress Restoran karşısı, Mercure Otel Plajı, Ada Otel Plajı, Escape Plajı, Deniz Kızı Plajı, Sivil Savunma Plajı, Masquito Plajı, Merit Cristal Otel Plajı, Camelot Plajı, Sun Set Plajı, Club Lapethos, Celebrity Hotel Plajı, Marmaris Otel Plajı, LA Holiday Plajı, Oscar Otel Plajı, Vuni Palace Hotel Plajı, Püsküllü Plajı, Dome Hotel Plajı, Jasmine Court Otel Plajı, Top Set Otel Plajı, Cyprus Garden Hotel Plajı, Boğaz Otel Plajı.

Gazimağusa – Karpaz Bölgesi’nde; Altınkum Plajı, Blue – Sea Hotel Plajı, Malibu Otel Plajı, Dipkarpaz Belediye Plajı, Kumyalı Halk Plajı, Bafra Belediye Plajı, Kaya Artemis Otel Plajı, Kaplıca Plajı, tatlısu Halk Plajı, Venüs Otel Plajı, Palm- Beach Hotel Plajı, Glapsides Plajı, DAÜ Beach, Silver Beach, Bedis Plajı, Mimoza Otel Plajı, Salamis Otel Plajı, Yeldener Kristal Rocks Otel Plajı, İskele Belediye Plajı, Onur Camping Plajı.

Lefke Bölgesi’nde; Yeşilırmak Plajı, Çukurgalif (Mücahitle) Plajı, Aspava Restoran Plajı, Yedidalga Belediye Halk Plajı, Mardinli Restoran Plajı.

..............::::::::::::: HABER BAŞLIKLARI :::::::::::::..............


  "Güvendim, ameliyat oldum, sağlığıma kavuştum"
           08 Temmuz 2008, Salı »
Chang Hung Yu Chang

Yaşamını Kıbrıs’ta sürdüren Çin asıllı KKTC vatandaşı, 56 yaşındaki Chang Hung Yu Chang, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde açık kalp ameliyatı oldu

Chang: “Doktorlara ve KKTC Devletine güvendim, kalp ameliyatı oldum. Mutlu ve huzurluyum”

Yaşamını 27 yıldan bu yana Kıbrıs’ta sürdüren 56 yaşındaki Chang Hung Yu Chang’a, başarılı bir kalp ameliyatı gerçekleştirildi

Devlete, Sağlık Bakanlığına ve bir yıldan bu yana Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde kalp ameliyatlarını yapan doktorlara güvenip ameliyat olduğunu söyleyen Chang duygularını, “ameliyat oldum, sağlığım yerinde, çok mutluyum” diye aktardı.

Bir müddet önce göğsünde bir ağrı hissettiğini ve Girne Dr. Akçiçek Hastanesine başvurduğunu anlatan Chang, yapılan tetkiklerde anjioya karar verildiğini, doktorların gerçekleştirdiği tetkiklerin sonucunda ise, 3 damarının kapalı olmasının anlaşılması üzerine ameliyat olma kararının verildiğini söyledi.

Kendisine son derece başarılı bir ameliyat gerçekleştirildiğini de kaydeden Chang, başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere ameliyatı yapan doktorlara teşekkür etti ve vatandaşların KKTC’de yapılan kalp ameliyatlarına güvenmesini tavsiye etti.

Sistem giderek rayına oturmaya başladı...
Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Başhekim Yardımcısı Op. Dr. Ramadan Kamiloğlu ise yaptığı açıklamada, Kalp Damar Cerrahisi Merkezi’nde yapılan operasyonların 9. Etabı’nda, 7 adet açık kalp ameliyatı, 12 adet balon ve stent uygulaması ve 35 adet de anjiyo gerçekleştiğini anımsatarak, ülkedeki kalp damar cerrahisi konusunda sistemin, giderek rayına oturduğunu söyledi.

Kıbrıs’ta var olan kötü beslenme alışkanlığının yayınlığından da bahseden Kamiloğlu, Çin’de beslenme kültüründen dolayı koroner rahatsızlıkları az olduğunu fakat, Chang’ın da KKTC’deki kötü beslenme sisteminden nasibini aldığını belirtti.

Kamiloğlu, “Hastaları tümünde de bir sorun yok. Ameliyatların tümü de başarılı geçti. Sırayla taburcu oluyorlar. Bugün kardiyoloji bölümünde bir çok başarılı anjiyo plasti, balon ve stent uygulaması gerçekleştiriliyor. Sistem giderek rayına oturmaya başladı” şeklinde sözlerini tamamladı.

..............::::::::::::: HABER BAŞLIKLARI :::::::::::::..............


  Kalp ameliyatlarında 9. etap
           04 Temmuz 2008, Cuma »
Kalp ameliyatlarında 9. etap

Sağlık Bakanlığının Haziran 2007’den beri KKTC’de gerçekleştirdiği kalp ameliyatlarının dokuzuncu etabı da tamamlandı. Operasyonlarda 7 adet açık kalp ameliyatı, 12 adet balon ve stent uygulaması ve 35 adet de anjiyo gerçekleşti

Kalp ameliyatlarının 9. Etabı da başarıyla tamamlandı

KKTC Sağlık Bakanlığı ve TC Sağlık Bakanlığının imzaladığı protokol gereği Haziran 2007’den bu yana Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi ve Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim - Araştırma Hastanesi ile birlikte yapılan kalp ameliyatlarının 9. etabı da sonuçlandı

• Dr. Rifat Siber: “Önemli olan hasta olmamaktır. Hasta olmamak için, vatandaşlarımızın kesinlikle sigaradan uzak durmaları, sağlıklı beslenmeleri, spor yapmaları ve yaşam tarzlarını düzenlemeleri gerekmektedir”

• Op. Dr. Remzi Tosun: “Hastalarımızın durumları çok iyi. KKTC’de kalp ameliyatlarındaki sistem tamamen oturdu. Bir aksaklık yok. Kısa bir süre sonra bizlere de ihtiyaç olmayacak ve gelmeyeceğiz. Kıbrıs’taki uzman arkadaşlar ameliyatları tek başlarına yapabilecek duruma geldiler”

• Op. Dr. Ramadan Kamiloğlu: “Dostlarımızla birlikte çalışmak mutluluk, ameliyat ettiğimiz vakaların iyi olması daha büyük mutluluk, Kıbrıs’taki Kardiyo Vasküler Cerrahi sisteminin oturmuş olmasının ise en büyük mutluluk”

• Uzman Dr. Turgut Siber: “Kıbrıs’taki uzmanlar, artık bizlere gerek duymadan ameliyatları yapabilecek konuma geldi”

• Gülgün Göktuna Vaiz: “Siyami Ersek Hastanesi ekipleriyle birlikte bir yıl önce ilk kez kalp ameliyatları yapılmaya başlamıştı. Stent uygulamaları daha önce de yapılmıştı fakat, KVC ile stent uygulamaları da rutin bir periyoda bağlandı. Çok gururluyuz. Sağlıklı olmak en iyisi fakat ihtiyaç duyulması durumunda bizler buradayız. Halkımız bizlere güvensin”

Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Merkezi’nde yapılan operasyonlarda biri ilk kez aort kapak ameliyatı olmak üzere 7 adet açık kalp ameliyatı, 12 adet balon ve stent uygulaması ve 35 adet de anjiyo gerçekleşti. Başarıyla sonuçlanan operasyonlardan sonra bugün basın toplantısı düzenlendi. Devlet Hastanesi ‘toplantı salonunda’ gerçekleştirilen basın toplantısında Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Rifat Siber, Başhekim Baş Yardımcısı Op. Dr. Ramadan Kamiloğlu, Kardiyoloji Klinik Şefi Dr. Gülgün Göktuna Vaiz ile İstanbul Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim - Araştırma Hastanesi’nden Op. Dr Remzi Tosun, Doç. Dr. Mehmet Kaplan, Uzman Dr. Adnan Yüksek ve Uzman Dr. Turgut Siber hazır bulundu.

Dr. Rifat Siber...
İlk konuşmayı yapan Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Rifat Siber, operasyonlar hakkında bilgi vererek katkı koyanlara teşekkür etti.

Konuşmasında, yaşam tarzının kalp damar hastalıklarında çok önemli bir unsur olduğunu belirten Başhekim Dr. Rifat Siber “önemli olan hasta olmamaktır. Hasta olmamak için, vatandaşlarımızın kesinlikle sigaradan uzak durmaları, sağlıklı beslenmeleri, spor yapmaları ve yaşam tarzlarını düzenlemeleri gerekmektedir” dedi.

Op. Dr. Remzi Tosun...
Dr. Rifat Siber’den sonra söz alan İstanbul Siyami Ersek Hastanesi KVC (Kardiyo Vasküler Cerrahisi) Klinik Şef Yardımcısı Op. Dr. Remzi Tosun, KKTC’de yapılan operasyonlarda hiçbir sorun yaşamadıklarını ifade etti.

Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Başhekim Yardımcısı ve KVC Klinik Şefi Dr. Ramadan Kamiloğlu ile 27 yıllık bir dost olduklarını da belirten Tosun, “dostlarımız ile birlikte çalışmak bizlere mutluluk verdi” dedi. Hastalar ve Kıbrıs’taki kalp ameliyatları hakkında da bilgi veren Tosun, “hastalarımızın durumları çok iyi. KKTC’de kalp ameliyatlarındaki sistem tamamen oturdu. Bir aksaklık yok. Kısa bir süre sonra bizlere de ihtiyaç olmayacak ve gelmeyeceğiz. Kıbrıs’taki uzman arkadaşlar ameliyatları tek başlarına yapabilecek duruma geldiler” dedi.

Op. Dr. Ramadan Kamiloğlu...
“Dostlarımızla birlikte çalışmak mutluluk” diye sözlerine başlayan Op. Dr. Ramadan Kamiloğlu, ameliyat ettikleri vakaların iyi olması daha büyük mutluluk, Kıbrıs’taki KVC sisteminin oturmuş olmasının ise en büyük mutluluk olduğunu söyledi.

Uzman Dr. Turgut Siber...
Türkiye’de yaşamını sürdüren Kıbrıslı Türk Dr. Turgut Siber (Kardiyolog) ise yaptığı konuşmada, Kıbrıs’taki uzmanların, artık kendilerine gerek duymadan ameliyatları yapabilecek konuma geldiğini kaydetti.

Gülgün Göktuna Vaiz...
Son konuşmayı yapan Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Kardiyoloji Klinik Şefi Gülgün Göktuna Vaiz, KKTC’de kalp ameliyatları ve kardiyoloji alanında bir miladın yaşandığını söyledi.

Vaiz, “Siyami Ersek Hastanesi ekipleriyle birlikte bir yıl önce ilk kez kalp ameliyatları yapılmaya başlamıştı. Stent uygulamaları daha önce de yapılmıştı fakat, KVC ile stent uygulamaları da rutin bir periyoda bağlandı. Çok gururluyuz. Sağlıklı olmak en iyisi fakat ihtiyaç duyulması durumunda bizler buradayız. Halkımız bizlere güvensin” dedi.

..............::::::::::::: HABER BAŞLIKLARI :::::::::::::..............


  Vaiz Sağlıkta Kamu Özel Ortaklığı, Sağlık Kentleri 08 kongresi'ne         katıldı
           04 Temmuz 2008, Cuma »
Kongre

Sağlık Bakanı Eşref Vaiz, TC Sağlık Bakanlığı ve Kamu Özel Ortaklığı Derneği İşbirliği ile İstanbul’da düzenlenen “Sağlıkta Kamu Özel Ortaklığı, Sağlık Kentleri-08 Kongresi" ne katıldı

İstnabul, WOW Hotels & Convention Center’de 1-2 Temmuz 2008 tarihlerinde düzenlenen kongrede, KKTC Cumhuriyet Meclisi İdari ve Siyasi İşler Komitesi üyelerinden CTP-BG milletvekilleri Ali Seylani ve Ahmet Barçın ile UBP milletvekilleri İrsen Küçük ve Ergün Serdaroğlu da yer aldı

Bakan Vaiz’e kongre süresince Bakanlık Müdürü İsmet Salihoğlu, Hukuk İşleri Amiri Senal Gürsoy ve Basın ve Halkla ilişkiler Sorumlusu Gizem Özgeç eşlik etti

Vaiz, iki gün süren kongre sırasında TC Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Prof. Dr. Nihat Tosun ve Kamu Özel Ortaklığı Dernek Başkanı Özgür Bora Yaprak ile özel olarak görüştü. Vaiz, Türkiye’de beş yıldır uygulanan “Sağlıkta Dönüşüm Programı” çerçevesinde benimsenen İngiltere’nin son on yıldır geliştirdiği Public Private Partnership (PPP-Kamu Özel Ortaklığı) sistemi ve projeye göre, kamu özel ortaklığıyla yapılacak sağlık kampüsleri ile ilgili bilgi aldı. Vaiz, kongrenin ikinci gününde ise TC Sağlık Bakanı Recep Akdağ ile bir araya geldi.

Sağlık kentleri irdelendi...
Kongrede, açılış konuşmalarını sırasıyla Kamu Özel Ortaklığı Dernek Başkanı Özgür Bora Yaprak, Alarko Şirketler Topluluğu Ana Sponsor, Dış İlişkiler Direktörü Vasfi Orbay, TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar ve Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Prof. Dr. Nihat Tosun yaptı. Kongrenin ilk gününde Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Prof. Dr. Nihat Tosun, “Sağlık Kenti Kavramı ve Türkiye için Planlama Önerileri” konulu sunum gerçekleştirdi. İkinci sunumu yapan Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Prof. Dr. Sabahattin Aydın, “Sağlık Kenti Yönetimi İçin Hastane Birlikleri Modeli”ni anlattı. Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürü Doç. Dr. Öner Odabaş ise, “Yürütülmekte Olan Sağlık Kenti Projeleri” ile ilgili bir sunum yaptı. Sağlık Bakanlığı, Kamu Özel Ortaklığı Program Danışmanı Dr. Erkan Topal; “Genel Yaklaşım ve Türkiye Modeli”, Babcok & Brown’dan Mike Letto; ”Kamu Özel Ortaklığı Finansal Model Kurgusu” Ve DLA’dan Fredericco Sutti; “Hizmet Sunum Modelleri” konulu sunumları gerçekleştirdi.

Kongrenin ikinci gününde açılış konuşmasını TC Sağlık Bakanı Recep Akdağ yaptı.
Daha sonra “Sağlık Yapılarından Sağlık Kentlerine Mimari Tasarım”, “Sağlık Kentlerinde Arazi Planlaması Çalışmaları”, “Sağlık Şehirleri Planlaması ve Medikal Ekipman Yönetimi”, “Sağlık Kentlerinde IT Teknolojileri”, “Sağlık Kentlerinde Sigortacılık”, “Sağlık Kentlerinde Medikal Hizmet Alımları Yönetimi”, “Sağlık Kentlerinde Lojistik Hizmetlerin Yönetimi”, “Sağlık Kentlerinin Finansmanında Geri Ödeme Mekanizmaları” ile ilgili sunumlar yapıldı.

Sağlık Kenti nedir?
"Sağlık Kentleri", içerisinde farklı alanlarda uzmanlaşmış ihtisas hastanelerinin, yüksek teknolojiye sahip laboratuarlar, araştırma merkezleri ve sağlık teknoparklarının, sosyal tesislerin, otel ve medikal otellerin, alışveriş merkezi, idari merkezler, merkezi acil ve yoğun bakım ünitelerinin, merkezi eczane ve depo yapılarının, konaklama imkanları, atık yönetimi, yeterli büyüklükte otopark peyzaj alanları ve üstün nitelikteki teknolojik, fiziksel altyapı koşulları ile bir bütün olarak tasarlanan sağlık kompleksleridir. "Sağlık kentleri", sağlık hizmetlerinin son basamağı ve sağlık ocaklarından, dal merkezlerine doğru giden sağlık tesislerinin en uzmanlaşmış hali olarak tanımlanabilir. Sağlık kentleri, gerçekleştireceği işlev açısından kamunun ihtiyacı olan hizmeti tüm kullanıcılara bugün olduğundan daha konforlu, daha kaliteli ve daha yeteri düzeyde sunacağı, araştırma ve geliştirme çalışmalarının yürütüleceği modern sağlık kampüsleridir.

..............::::::::::::: HABER BAŞLIKLARI :::::::::::::..............


  Bakan Vaiz, Recep Akdağ ile görüştü
           04 Temmuz 2008, Cuma »
Vaiz

Sağlık Bakanı Eşref Vaiz, İstanbul’da bir araya geldiği Türkiye Sağlık Bakanı Recep Akdağ’a sağlıkta reform çalışmaları ve yasalar hakkında bilgiler verdi

Sağlık Bakanı Eşref Vaiz ve TC Sağlık Bakanı Recep Akdağ, İstanbul’da bir araya geldi

Sağlıkta Kamu Özel Ortaklığı, Sağlık Kentleri-08 Kongresi’ ne katılmak üzere gittiği İstanbul WOW Hotel’de Akdağ’la görüşen Vaiz, sağlıkta yeniden yapılanma çalışmaları ve yasalar hakkında bilgiler verdi

Görüşme sırasında Bakan Vaiz’in yanında Cumhuriyet Meclisi İdari ve Siyasi İşler Komitesi üyelerinden CTP-BG milletvekili Ahmet Barçın, UBP milletvekilleri İrsen Küçük ve Ergün Serdaroğlu ile Sağlık Bakanlığı Bakanlık Müdürü İsmet Salihoğlu da hazır bulundu.

Vaiz: Türkiye’deki reform bizi motive ediyor...
Vaiz, Akdağ’la kısa görüşmesi sırasında, sağlıkta yeniden yapılanma çalışmalarının hız kazandığı bu süreçte Türkiye'nin sağlık alanında yaptığı reformun için motive edici olduğunu kaydetti. Vaiz, Bakan Akdağ ile Türkiye'deki sağlık sistemi ve KKTC'de sağlık alanında dönüşümle ilgili bilgi alışverişinde bulunduklarını söyledi. Vaiz, Akdağ'ın Türkiye'de gerçekleştirdiği sağlık dönüşüm programının başarısını büyük bir mutlulukla izlediklerini ifade etti. Türkiye'de sağlıkta kat edilen mesafenin dünyada bile örnek alınan modeller oluşturduğuna işaret eden Vaiz, bunun kendileri için de model oluşturduğunu belirtti. Vaiz, Türkiye’de olduğu gibi, halkın devlete olan güvenini artıracak sağlık tesisleri oluşturmak için uğraştıklarını belirtti ve “Biz de Türkiye’de olduğu gibi ülke şartlarımıza uygun yeniden yapılanma programlarını uygulama hedefiyle çalışıyoruz. Bu konuda Sayın Akdağ ve ekibinin bakanlığımıza verdiği teknik, manevi ve mali yardımlar için teşekkür ederiz” şeklinde konuştu. Akdağ ise, Türkiye'nin sağlık alanında gerçekleştirdiği başarılı dönüşümün, KKTC’de de gerçekleştirilebileceğine olan inancını belirtti.

..............::::::::::::: HABER BAŞLIKLARI :::::::::::::..............


  Bakan Vaiz: "Sivil toplum örgütleriyle diyalog şart!"
           05 Temmuz 2008, Cumartesi »
15. Uluslararası Diş Hekimliği Kongresi

Sağlık Bakanı Eşref Vaiz, Türk Diş Hekimleri Birliği’nin yüzüncü yıl etkinlikleri kapsamında organize ettiği “15. Uluslararası Diş Hekimliği Kongresi”ne katıldı

Sağlık Bakanı Eşref Vaiz, sağlık alanında dönüşüm yapılırken sivil toplum örgütleriyle diyalogun şart olduğunu söyledi

Bakan Vaiz, Türk Diş Hekimleri Birliği(TDB)’nin yüzüncü yıl etkinlikleri kapsamında organize ettiği 15. Uluslararası Diş hekimliği kongresine katıldı. İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleşen kongreye Türkiye, KKTC ve dünyanın çeşitli yerlerinden gelen binlerce diş hekimi katıldı

Bakan Vaiz, Türk Diş Hekimleri Birliği (TDB)’nin yüzüncü yıl etkinlikleri kapsamında organize ettiği 15. Uluslararası Diş hekimliği kongresine katıldı. İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleşen kongreye Türkiye, KKTC ve dünyanın çeşitli yerlerinden gelen binlerce diş hekimi katıldı.

..............::::::::::::: HABER BAŞLIKLARI :::::::::::::..............


  Vaiz, Özel Anadolu Sağlık M. Hastanesi'nde incelemede bulundu
           06 Temmuz 2008, Pazar »
Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi

Sağlık Bakanı Eşref Vaiz, İstanbul’daki Özel Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nde incelemelerde bulunarak, radyasyon onkolojisi hizmetlerini araştırdı

“Sağlığa kazandırılanlar spekülâsyon
amaçlı yayınlarla yıpratılmaya çalışılıyor”

Sağlık Bakanı Eşref Vaiz, iki günlük İstanbul ziyareti sırasında, Özel Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nde de incelemelerde bulundu

Bakan Vaiz ve beraberindeki heyet, Özel Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Genel Direktörü Dr. Hasan Kuş, Uluslararası Hizmetler Müdürü Aslı Akyavaş ve Kurumsal Hizmetler ve İletişim Direktörü Semra Baysan’la görüştü.

Görüşme sırasında, hastanenin temel hizmetleri ve özellikle radyasyon onkolojisi hakkında bilgi alındı. Vaiz, hastanenin kanserde, cerrahi tedavi, radyoterapi ve kemoterapi hizmetleri ile ilgili bilgi edindi, radyasyon onkolojisinde kullanılan tedavi yöntemlerini araştırdı ve teknolojik cihazları yerinde inceledi.

Bakan Vaiz, ihtiyaç olan alanlarda, hastaneyle işbirliğine gidilebileceğini kaydetti.
Dr. Kuş, Kıbrıslılara ihtiyaç duydukları alanda hizmet vermeye hazır olduklarını söyledi.

..............::::::::::::: HABER BAŞLIKLARI :::::::::::::..............



















































































































North Cyprus, NORTH CYPRUS, KUZEY KIBRIS, cyprus, Cyprus kibris, chypre, north cyprus, internet, ISP, web service, web design, turkish cypriot, www, trnc, turkish republic of northern cyprus, nicosia, lefkosa, famagusta, gazimagosa, gazimagusa, magusa, kyrenia, girne, lefke, lefka, guzelyurt, morphou, karpaz, karpas, la republique turque du nord de chypre, kktc, cypriot, cheap web space, web space, free space, trnc online, trnc online project, rehber, tourist, holiday, guide, sağlık, saglik, hastalık, hastalik, Sağlık Bakanlığı, Saglik Bakanligi, tıp, tip, ilkyardım, ilkyardim, rahatsızlık, rahatsizlik, hastane, hastahane, sağlık merkezi, saglik merkezi, sağlık ocağı, saglik ocagi, istatistik, statistic, doktor, doctor, eczane, pharmacy, health, kronik, cronic, akut, acut, diyabet, diabet, onkoloji, oncology, endokrin, kalp, thalassaemia, radyasyon, alerji, grip, nezle, kanser, cancer, romatizma, egzama, mide, prostat, rahim, raşitizm, tansiyon, siyatik, varis, verem, kan, iğne, igne, enjeksiyon, enjektör, idrar, kulak, burun, boğaz, bogaz, goz, göz, adale, gastrit, yaşam, hayat, solunum, yanık, yanik, vücut, vucut, yatak, ilaç, lab, laboratuvar, sosyal, sosyal hizmetler, hizmet, devlet, Burhan Nalbantoğlu, Akçiçek, Akcicek, cengiz topel, özürlü, zihinsel, kreş, bakımevi, rehabilitasyon, tıbbi, plasenta, genetik, biyokimya, mikrobiyoloji, fizyoloji, dahiliye, pratisyen, cerrah, cerrahi, diş, dentist, sinir, çocuk, cocuk, anestezi, kadın, kadin, doğum, uroloji, üroloji, asistan, kardiyoloji, kardiyolog, hematoloji, hematolog, seroloji, spor, deri, cilt, ekg, morg, patoloji, patolog, nukleer, damar, ortodondist, odiyolog, beyin, fizyoterapist, röntgen, poliklinik, acil, göğüs, gastroloji, gastrolog, pediyatri, pediatri, adli, ambulans, ambulance, KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ - SAĞLIK VE SOSYAL YARDIM BAKANLIĞI - KIBRIS'IN SAĞLIK ADRESİ

 
 
 

  Vaiz, Sağlıkta Kamu Özel Ortaklığı, Sağlık Kentleri 08 Kongresi'ne katıldı   Bakan Vaiz, Recep Akdağ ile görüştü   Bakan Vaiz: "Sivil Toplum örgütleriyle diyalog şart!"   Vaiz, Özel Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi'nde incelemede bulundu   Kalp ameliyatlarında 9. etap   "Güvendim, ameliyat oldum, sağlığıma kavuştum"   Halkın kullanımına açık olan plajlar temiz   Vaiz: "Hekimler yasakla değil, kendi istekleriyle hastaneye dönecek"   AlimeMustafa'nın ölümü   Kamu Sağlık Çalışanları Yasası   E-Sağlık hayat buluyor Lefkoşa D. Hastanesi'nde tüp geçit ve yeni servisler hizmette