30 Haziran 2011, Perşembe |
![]() |
| Fenerbahçeliler; |
Sağlık Bakanı Ahmet Kaşif, KKTC Fenerbahçeliler Derneği tarafından düzenlenen ""5'i Bir Yerde Şampiyonluk Kutlaması" için Ada'ya gelen Fenerbahçe Spor Kulübü'nün bazı yöneticilerini kabul etti. Fenerbahçe Spor Kulübü’nün Asbaşkanlarından Mithat Yenigün ve Yönetim Kurulu Üyesi Yasemin Merçil ile KKTC Fenerbahçeliler Derneği’nin yöneticilerinin yer aldığı ziyaret, son derece samimi ve sıcak bir ortamda gerçekleşti. Kaşif’e Fenerbahçe forması... Ziyarette, Fenerbahçe’nin gerek futbol, gerekse diğer spor dallarında elde ettiği şampiyonlukları yakından takip edip taktirle karşıladığını söyleyen Bakan Kaşif, “Fenerbahçe Spor Kulübü’nün kıymetli yöneticilerini ülkemizde ağırlamak bizlere mutluluk vermektedir” dedi. |
| h a b e r b a ş l ı k l a r ı |
28 Haziran 2011, Salı |
![]() |
| KKTC'de yaşayan yabancı uyruklu vatandaşlardan, Girne Doktor Akçiçek Hastanesi'ne anlamlı katkı: |
North Cyprus Cancer Charity Trust Derneği tarafından hastaneye kazandırlan 103 bin türk lirası tutarındaki Mamografi cihazı ve Emergency Service Voluntees (Acil Servis Sivil Gönüllüleri) tarafından bağışlanan 9 bin 500 Türk Lirası tutarındaki acil servis monitörü ve cerrahi el aletleri , bugün Sağlık Bakanı Ahmet Kaşif'in de katıldığı bir törenle, Girne Doktor Akçiçek Hastanesine teslim edildi. Ülkemizde yaşayan yabancılar tarafından kurulan North Cyprus Cancer Charity Trust ve Emergency Service Voluntees (Acil Servis Sivil Gönüllüleri), Girne Dr. Akçiçek Hastanesine cihaz bağışında bulundu. Sağlık Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Birimi’nden yapılan açıklamaya göre, North Cyprus Cancer Charity Trust Derneği tarafından hastaneye kazandırlan 103 bin Türk Lirası tutarındaki Mamografi cihazıyla, Emergency Service Voluntees (Acil Servis Sivil Gönüllüleri) tarafından bağışlanan 9 bin 500 türk lirası tutarındaki acil servis monitörü ve cerrahi el aletleri , bugün Sağlık Bakanı Ahmet Kaşif’in de katıldığı bir törenle, Girne Doktor Akçiçek Hastanesine teslim edildi. KKTC’yi vatan bilen yabancıların bağışları anlamlı... Sağlığa yapılan yatırımlar, insanlığa yapılan yatırımdır... Hastane binasının genişletilmesi gerekiyor... Daha rahat koşullarda hizmet... Röntgen, mamografi ve diğer tetkikler için artık Lefkoşa’ya gidilmeyecek... Keleşoğlu... Hasman... Plant... Teşekkür Plaketi taktim edildi... |
| h a b e r b a ş l ı k l a r ı |
DEĞERLENDİRECEĞİZ" |
23 Haziran 2011, Perşembe |
![]() |
| Sağlık Bakanı Dr. Ahmet Kaşif; |
Sağlık Bakanı Kaşif: "Eczacıların öneri ve görüşlerini değerlendireceğiz" Sağlık Bakanı Ahmet Kaşif, Fatma Azgın Başkanlığındaki Kıbrıs Türk Eczaclar Birliği heyetini kabul etti. Bakanlık Basın Bürosu’ndan yapılan açıklamaya göre kabulde, Kıbrıs Türk Eczaclar Birliği, Ülkede Eczacı ve Eczane sayısında süratli bir artışın yaşandığına dikkat çekerek, bu durumun mesleki açıdan sürdürülebilir olmadığını iddia etti ve Bakan Kaşif’e bir dizi görüş ve öneride bulundu. Kabulde, konuyla ilgili olarak, Birliğin yazılı görüş ve öneri listesini Bakan Kaşif’e sunan Fatma Azgın, Ülkede eczacılık mesleğini uygulamak isteyen eczacıların, tek seçeneğinin eczane açmak olduğuna dikkat çekti ve bu durumun Eczacı ve Eczane sayısının artmasına neden olduğunu söyledi. Öneriler değerlendirilecek... Eczacılık sektöründe yaşanan bazı sıkıntıların ilgili tarafların da önerileri doğrultusunda ele alınacağını vurgulayan Kaşif, “ilgili tüm taraflarla oturup konuyu değerlendireceğiz. |
| h a b e r b a ş l ı k l a r ı |
10 Haziran 2011, Cuma |
![]() |
| Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi'nde yeşillendirme çalışmaları devam ediyor: |
Sağlık Bakanlığı, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi'ne yönelik yenileme çalışmalarının devam ettiğini bildirdi. Bakanlık Basın Bürosu aracılığıyla yapılan açıklamaya göre, 2010 yılında yaşanan sel felakatinden sonra hastanede sürdürülen yenileme çalışmaları kapsamında, hastane morgu baştan aşağı yenilendi ve çağdaş bir görünüme kavuşturuldu. Yeşillendirme, çimlendirme ve çiçeklendirme çalışmaları... Konuyla ilgili Bakanlık Basın Bürosuna bir açıklama yapan Hastane Başhekim Yardımcısı Dr. Ramadan Kamiloğlu, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nin ülkedeki en büyük ve en kapsamlı hastane olduğuna dikkat çekerek, “Nalbantoğlu Devlet Hastanesi ülkenin tam teşekküllü ve tam donanımlı hastanesidir. Dolayısyla hastanenin fiziki yapısı ve görsel imajı da iyi olmalıdır” dedi. Hastalıkların iyileşmesinde moral ve motivasyonun önemli olduğunu çizen Kamiloğlu, bugüne kadar devam eden yeşillendirme çalışmalarının bundan sonra da devam edeceğini kaydetti. |
| h a b e r b a ş l ı k l a r ı |
10 Haziran 2011, Cuma |
![]() |
| Kıbrıs Türk Diyabet Derneği heyetini kabul eden Sağlık Bakanı Ahmet Kaşif vurguladı: |
Kaşif: "Sağlık Bakanlığı, K.T. Diyabet Derneği'nin bir süre önce başlattığı 'Diyabet Önlenebilir' temalı kampanyaya destek olmaya devam edecektir" Sağlık Bakanı Ahmet Kaşif, KKTC’de diyabetin ciddi bir sağlık sorunu olduğunu ancak hep birlikte elbirliğiyle çalışarak, arzu edilen noktaya gelinebileceğini söyledi. Bakanlık Basın Bürosu’nun verdiği bilgiye göre Sağlık Bakanı Ahmet Kaşif, bu açıklamayı, Kıbrıs Türk Diyabet Derneği heyetini kabulünde gerçekleştirdi. Kısa bir süre önce Sağlık Bakanlığı’nın gerçekleştirdiği anketle de diyabetin, ciddi bir sağlık sorunu olduğunun ortaya çıktığını kaydeden Bakan Kaşif, devlet ve sivil toplum kuruluşlarının elele vererek çalışması durumunda, diyabetin önlenebileceğinin altını çizdi. Hastalığa yakalanmadan önce... Göz muayene odası... Konuşmasında, Diyebet Merkezi bünyesinde, göz muayene odası oluşturmanın çok olumlu bir adım olduğunu dile getiren Arca, Bakan Kaşif’e katkılarından ve ilgisinden dolayı teşekkür de etti. Arca, Göz Odası’nın verimli ve etkin bir işlev yürütmesi konusunda Sağlık Bakanı Ahmet Kaşif’ten hekim ve araç gereç konularında katkı talep etti. Diyabet önlenebilir kampanyası... Devlet yetkililerinin katılımı ve desteğiyle kampanyanın boyutunun genişletilmesinin gerektiğini söyleyen Arca, bu konuda Cumhurbaşkanlığından olumlu yanıt aldıklarını ifade etti. |
| h a b e r b a ş l ı k l a r ı |
9 Haziran 2011, Perşembe |
![]() |
| Almanya başta olmak üzere birçok Avrupa Ülkesinde ortaya çıkan Escherichia coli EHEC (E.coli) kriziyle ilgili açıklama yapan Sağlık Bakanı Ahmet Kaşif: |
Sağlık Bakanı Ahmet Kaşif, Almanya'da ortaya çıkan EHEC krizi ile ilgili gelişmeleri, Kaşif, Bakanlık Basın Bürosu aracılığıyla yaptığı açıklamada, toplumun sansasyonel beyanat ve bilgilere hiç bir şekilde itibar etmemelerini de istedi. Yurt dışı seyahatlerine dikkat... KKTC’ye Almanya’dan şu an itibarıyla salatalık, domates ve benzeri E.coli, bağırsakta yaşayan bir bakteri türüdür... Bağırsak florasında doğal olarak bulunan E. Coli’nin, bulunduğu organizmada normalde hastalık yapmadığını da kaydeden Bakan Kaşif, bakterinin, ancak, başka bir ortama geçmesi halinde, bir hastalık etkeni olabileceğine dikkat çekti. Kaşif, bakterinin aynı organizmada idrar yolu enfeksiyonu ile mesaneye geçmesi gibi başka bir organa da geçmesi halinde veya başka bir konak organizmanın bağırsağına geçmesi halinde, hastalık etkeni olabileceğini de kaydetti. Kaşif, çiğ süt, pişmemiş dana eti, iyi yıkanmamış taze meyve ve sebzeler ıspanak, marul, hıyar, domates ve benzere pastörize edilmemiş elma suyu gibi gıdaların da önemli bulaşı kaynakları arasında olduğunuun altını çizdi. Vatandaşlara çağrı... |
| h a b e r b a ş l ı k l a r ı |
9 Haziran 2011, Perşembe |
![]() |
| Kıbrıs Türk Serbest Çalışan Hekimler Birliğini kabul eden Sağlık Bakanı Kaşif: |
Sağlık Bakanı Ahmet Kaşif, bugün Kandemir Berova Başkanlığındaki Kıbrıs Türk Serbest Çalışan Hekimler Birliği heyetini kabul etti. Serbest Çalışan Hekimlerin sorunları hakkında bilgi alan Bakan Kaşif, ülkede hekimlik mesleğini serbest olarak icra eden hekimlerin imkanlarının iyileştirilmesine destekçi olacağını söyledi. Koşullar oluşursa, Sigortalılara ayda 2 kez özelde muayene olanağı sağlanabilir... Konuyla ilgili önerisinin, uygun koşulların oluşması durumunda, Sosyal Sigortalıların ilaç uygulamasında olduğu gibi, ayda 2 kez olmak kaydıyla özel klinik veya hastanelede muayene olmalarının sağlanması olduğunu ifade eden Bakan Kaşif, “Sosyal Sigortalı hasta, ayda en fazla 2 kez olmak koşuluyla, özel sektörden poliklinik muayene hizmeti alsın. Bunun karşılığındaysa, ödenecek ücretin sadece yüzde 20’sini ödesin. Geriye kalan miktarı da Sosyal Sigortalar Kurumu ödesin” dedi. Berova: “Koşullarımız iyileştirilmeli” |
| h a b e r b a ş l ı k l a r ı |
TÜRKİYE'DEKİ ÖLÜM OLAYLARIYLA BİR BAĞLANTILARI YOK |
3 Haziran 2011, Cuma |
![]() |
| Sağlık Bakanlığı: |
OLAYLARIYLA BİR BAĞLANTILARI YOK... |
Sağlık Bakanlığı, Türkiye’de 3 Rus vatandaşın içtikleri alkollü içklerden sonra ölümüyle sonuçlanan vakalarda, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet’nde üretilen ve Türkiye’ye ihraç edilen içkilerle hiç bir bağlantısının olmadığını açıkladı. Bakanlık Basın Bürosu aracılığıyla yapılan açıklamaya göre, Sağlık Bakanlığı’nın, KKTC’de üretilen içkilerle ilgili olararak her türlü girişimi yaptığı kaydedilerek, “Ölüm olaylarında KKTC’de üretilen içkilerin hiç bir ilişkisinin olmadığı, hem Türkiye’den elde edilen belgelerle hem de Türkiye’deki yetkililerle de görüşülerek anlaşılmıştır” denildi. Türkiye’deki bazı basın yayın kuruluşları vasıtasıyla kamuoyuna da yansıyan bu şansız olayda bahse konu metil alkol’ün, uzun yıllardan beri KKTC’ye ithalinin yasaklandığının da belirtildiği açıklamada, KKTC’de de hiç bir şekilde metil alkol üretiminin de yapılmadığı vurgulandı. KKTC’de metil alkolden ölen de yok... İhraç edilen içkiler kontrol ediliyor... |
| h a b e r b a ş l ı k l a r ı |
İLE SAHTE İÇKİ SATILIYOR" |
3 Haziran 2011, Cuma |
![]() |
| KKTC Sağlık Bakanı Ahmet Kaşif, Türkiye medyasında çıkan “Sahte içkiler KKTC’den” başlıklı gerçek dışı haberi Havadis'e eleştirdi: |
İLE SAHTE İÇKİ SATILIYOR" |
“BİZDE SAHTE İÇKİ YOK”... “Antalya İl Tarım Müdürlüğü’nün yayımlandığı bilgi notunda KKTC’yi suçlayan herhangi bir ibare yok. Antalya İl Tarım Müdürü bize bu bilginin faksını geçti. Metinde ithal edilen içkilerin kim tarafından ithal edildiği ve kim tarafından üretildiği belirtilmiş ve içki markalarından alınan örneklerin tahlile gönderildiği belirtilmiş. Fakat maalesef Anavatan Türkiye’deki basın kuruluşlarından bir tanesinde çıkan haberde, KKTC’den ithal edilen içkilerde metil alkol bulunduğu yazılmış. Böyle bir şeyin bizden çıkmadığı açıkça bellidir. Bizde sahte içki olayı yok” TÜRKİYE BASININA DAVA AÇILABİLİR... “İlgili firma hukukçusu ile görüşerek ya düzeltme isteyecek ya da dava açacak. İlgili firma düzeltme mi isteyecek, yoksa dava mı açacak o tamamıyla ilgili firmanın kendi tasarrufundadır” TÜRKİYE MEDYASINA SORMAK LAZIM... “Haberi büyük firmalar yaptırdı mı yoksa ‘ani bir haber yakaladım da hemen haber yapayım’ diyerek mi bu haber yapıldı bilemiyorum. Onu haberi yapanlara sormak lazım. ‘Bu yayımı yaparken amacınız neydi?’ ‘Bu yayımı yaparken KKTC’deki içki üreticilerine darbe mi vurmak istediniz?’ Veyahut ‘Türkiye’deki Rus turizmine darbe vurulacak endişesi ile mi bu haberi yaptınız?’ vb. soruları ilgili gazeteye sormak lazım” ANKARA’DAN İÇKİYE ÖTV KOYUN BASKISI YOK... “Anavatan Türkiye büyük bir devlet. Komşu ülkelerinin neredeyse hepsi ile Gümrük Birliği Anlaşması var Türkiye’nin. Avrupa ile Gümrük Birliği Anlaşması yaptığına göre, niye Avrupa’nın ürettiği Türkiye’ye girsin de benim ürettiğim girmesin? Anavatan Türkiye’den böyle bir baskı gelmesi zaten söz konusu değil” “KKTC’DEN İTHAL ETTİKLERİ İÇKİ İÇİN ALINAN BANDROLLE SAHTE İÇKİ SATIYORLAR”... “KKTC’deki üretici bir firmadan ithalat yapmak için Türkiye’den izin alıyor. Mesela 180 bin adet için ithalat izni alıyor, ama 8 bin adet ithal ediyor. 172 bin adet nerede peki? Sahte içki yapıp, bandrolü onun üzerinde kullanıyorlar” Türkiye basınında geçen perşembe günü yer alan “Rus turistleri öldüren sahte içkiler KKTC’den” başlıklı haberi okuduğumda bir manipülasyon çevrilmeye çalışıldığını sezinledim. Hemen Rus basınına baktım. Gerek Rusça, gerek İngilizce baskılı Rus medyasında Bodrum yakınlarında yat turu yapan turist kafilesi içinde Rusya, İngiltere, Azerbaycan, Kazakistan ve Ukrayna’dan turistler olduğunu ancak sadece 20 Rus’un zehirlenme belirtileri gösterdiğini ve 3 Rus turistin içki zehirlenmesinden öldüğü bildiriliyordu. Rus haber ajansı Interfax’ın haberine göre ise yatta viski servisi yoktu ama içki zehirlenmesi geçiren Ruslar viskiden zehirlenmişlerdi. Interfax, Rusların yata kendi viskilerini sokmuş olabileceğini belirtiyordu. Mesele içki zehirlenmesi olunca Interfax kendi ülkesinin vatandaşlarına bile güvenmiyordu. Interfax’ın haberi doğru değildi. TC Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın önceki günkü resmi açıklamasına göre, yatta viski servisi vardı ve bu viskilerden biri, bir Bulgar markası olan Mister Burdon’da metil alkol tespit edilmişti. KKTC’den ithal edilen içkilerde ise metil alkole rastlanmamıştı. Rusya’da bulunmuş olanların bilebileceği gibi, Rusya’da her yıl yüzlerce insan metil alkol zehirlenmelerinden ölür. Sahte içkilerde kullanılan metanolün insanı öldürebilecek kimyasal özelliklere sahip olduğu bilinmesine karşın Rusların akılalmaz “kader” anlayışları onları çoğu kez ucuz içkiye ve ölüme sürükler. Interfax’ın Rusların yata kendi viskileri ile gelmiş olabileceği ihtimali üzerinde durması, Rusların “alkol olsun da ne olursa olsun, yeter ki içelim” anlayışına sıkça kurban gitmesinden kaynaklanıyor olabilir. 3 genç kadının sahte içki nedeniyle ölmesi hepimizi üzdü, ama Rus medyası muhtemelen bu tür ölümlere çok aşina olduğu için olaya sağduyu ile yaklaştı. Türkiye medyasında ise sağduyudan eser yoktu. Son rakamlara göre, Türkiye’ye Rusya’dan gelen turist sayısı 3 milyonun üzerinde ve 30 günlük seyahatlerde karşılıklı vize uygulamasının kaldırılması ile birlikte Rus turist sayısının yılda 4 milyona ulaşması bekleniyor. 3 Rus kadının içki zehirlenmesinden ölmesi Türkiye’deki çıkar gruplarına ve Türkiye medyasına aniden Türkiye’nin “arka bahçesi” gibi görülen KKTC’yi hatırlatmış olmalı ki; Türkiye’deki Jasmin adlı Türk içki ithalatçısı firmanın güya bir “KKTC firması” olduğu haberi gündeme oturtuldu. Milliyet Gazetesi’nin haberine göre “Türkiye Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yattaki kaçak içkilerin KKTC’deki Jasmin adlı bir firmadan ithal edildiği”ni açıklamıştı. Türkiye Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın böyle bir açıklaması olmadığı gibi, KKTC’deki kayıtlarda Jasmin isminde bir şirket de yok. Türkiye’de KKTC’den içki ithalatı yapan bir Türkiye şirketinin ismi ise Jasmin! Türkiye’de yapılan analizlerde KKTC’den ithal ettiği içkilerde metil alkol bulunmadığı kanıtlanan bir şirket bu üstelik. Bana kalırsa, daha önceki yıllarda Ruslara fahiş karlarla pahalı deri giyim eşyası sattıkları için Rus alıcıları ve Rus turistleri kaybeden Türkiye’deki bazı çıkar çevreleri, Rusya ile yeni bir bunalıma tahammül edemeyeceğinden bir taşla iki değil, tam dört kuş varmaya kalktı. “Allah gene Rus turistleri kaybedeceğiz” telaşına kapılan, Türkiye’de içkilere konan ağır vergilerin turizmi olumsuz etkilediğini düşünen turizmcilerin ve ağır vergilerin kaçak içki üretimini artıracağını savunan içki üreticilerinin mızmızlanmasına deva olacak bir çözümle, suç bazıları tarafından KKTC’ye atıldı. Türkiye basını KKTC’de Jasmin isminde bir içki firması var mı araştırmaya gerek bile duymadan, sanki kaçak içkiler KKTC’den Türkiye’ye ithal edilmiş gibi gösterdi. Halbuki buradan Türkiye’ye ihraç edilen içkiler sıkı bir denetimden geçmekle kalmıyor, içkiler Türkiye’ye girmeden önce ayrıca bir de Türkiye’de ilgili testlere tabi tutuluyordu. Bu şartlar altında, Türkiye medyasının Türk turizmcilerin ve içki üreticilerinin manipülasyonuna balıklama dalmaktan zevk aldığını dahi düşünebilir insan. Haberin böylesi ilgi çeker doğrusu: “Gene mi KKTC?” “Bıktık bu beslemelerden!” demez mi Türk insanı... Der, hem de nasıl der... Okumaz mı bu başlıkta bir haberi... Okur, hemen okur! Zihnimden geçen bu düşünceyle, Milliyet Gazetesi KKTC Temsilcisi Sefa Karahasan’ı arayıp, sahte içkilerin KKTC’den ithal edildiğini TC Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın açıklamasına dayandırmaya kalkan Milliyet Gazetesi’nin amacının ne olduğunu sordum. Karahasan, Milliyet dışında diğer tüm gazetelerin de aynı haberi kullandığını belirtmekle yetindi. İşin bir başka yanı daha var: KKTC’nin Türkiye’ye yaptığı ihraç kalemlerinden biri içki. KKTC’den Türkiye’ye yapılan içki ihracatı yüzümüzü güldürecek denli artmış durumda. Ama bizlerin yüzlerinin gülmesi Türkiye pazarını her zaman somurtturur! Bizim içki fiyatlarımız da Türkiye’dekinden ucuz. Türkiye’den gelen turistler Türk rakısını Kıbrıs’ta Türkiye’den daha ucuza alabiliyorlar. Çünkü KKTC’de ithal ve yerel içkiler üzerinde ÖTV vergisi konulmuyor. Geçenlerde Kuzey Kıbrıs’a gelen sevgili ağabeyim Türkiye rakısının KKTC’de Türkiye’dekinden ucuz olmasına şaşırarak, bir şişe rakı alarak Türkiye’ye döndü mesela. Kıbrıs Türk üreticilerinin Türkiye’ye yaptığı ihraç kalemleri ne zaman dikkat çekici boyutta artacak olsa Türkiye’den aniden ambargo düğmesine basıldığını biliyoruz. Geçmişte benzeri bir uygulama KKTC’de üretilen ve Türkiye’de hatırı sayılır bir pazar bulan viskilerin de başına gelmiş ve ani bir kararla KKTC viskilerinin satışına engel konulmuştu. Çok yakında Türkiye Hükümeti tarafından KKTC’de üretilen ve satılan içkilere ÖTV konması için baskı kurulursa bu nedenle şahsen hiç şaşırmayacağım. Çok net ortaya çıkmış durumdadır ki; Türkiye’deki bazı çıkar grupları ve sansasyon meraklısı Türkiye medyası Kıbrıslı Türkleri kendisine adeta bir düşman gibi görüyor. Ayıptır bu kadarı! AB’nin Yeşil Hat üzerinden KKTC’den aldığı, AB standartlarına tamamıyla uygun 800 ton patatesin Mersin Limanı’ndan “insan sağlığına olumsuz etkileri olabileceği”(!) gerekçesi ile Türkiye pazarına sokulmamasının ardından, şimdi de KKTC’den Türkiye pazarına yapılan içki satışını düşürmek ve Rusya ile ilişkilerin bozulmasını önlemek için topu “arka bahçe”nize atarak, Kıbrıslı Türk üreticilere saldırıyor olmalısınız. Utanmalısınız! KKTC Sağlık Bakanı Ahmet Kaşif’le bunları elbette konuşmadık; kendisi ile şahsi düşüncelerimizi de paylaşmadık. Kendisinden olayla ilgili bilgi almakla yetindik. Havadis: Sizce 3 Rus turisti öldüren sahte içkilerin KKTC’den ithal edildiği iddiası nereden çıkmış olabilir? Ahmet Kaşif: Antalya İl Tarım Müdürlüğü’nün yayımlandığı bilgi notunda KKTC’yi suçlayan herhangi bir ibare yok. Antalya İl Tarım Müdürü bize bu bilginin faksını geçti. Metinde ithal edilen içkilerin kim tarafından ithal edildiği ve kim tarafından üretildiği belirtilmiş ve içki markalarından alınan örneklerin tahlile gönderildiği belirtilmiş. Fakat maalesef Anavatan Türkiye’deki basın kuruluşlarından bir tanesinde çıkan haberde KKTC’den ithal edilen içkilerde metil alkol bulunduğu yazılmış. Böyle bir şeyin bizden çıkmadığı açıkça bellidir. Bizde sahte içki olayı yok. Bizde içki üreten 3 firma var ve bu 3 firmanın dışında içki üretimi yapan firma yok. 1974 sonrasından beri bu ülkede içki üretimi var. Eğer KKTC’de sahte içki üretimi olmuş olsaydı, bugüne dek sahte içkiden dolayı ölen birine rastlanırdı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bugüne dek sahte içki üretildiğine ve sahte içkilerin içinde bulunan metil alkolden ölen birine rastlanmadı. Havadis: Türkiye’deki içki üreticileri içki üzerine konan ağır vergiler nedeniyle kaçak ve sahte içkinin yaygınlaşmasından yakınıyorlar. Hal böyle olunca, suçun dayanaksızca KKTC’deki içki üreticilerinin üzerine atılmasını nasıl açıklamak gerekir sizce? Bu haber Türkiye medyasının bir manipülasyonu mudur sadece? Yoksa ardında başka birilerini de aramak mı gerekir? Ahmet Kaşif: Bu haberin arkasında TC Tarım ve Köyişleri Bakanlığı başta olmak üzere, hiçbir resmi makam yoktur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin resmi bir kurumu olarak, Antalya İl Tarım Müdürlüğü’nün bilgi notunda KKTC’ye yönelik hiçbir ifade yok. Belki gazete ilgili firma içkiyi KKTC’den ithal ettiği için ona dayanarak, o ifadeyi kullanmıştır. Havadis: Türkiye basın kuruluşlarına herhangi bir dava açılacak mı? Ahmet Kaşif: Onu biz değil, ilgili firma yapacak. İlgili firma hukukçusu ile görüşerek ya düzeltme isteyecek ya da dava açacak. Hatırlarsanız bizim yerel basınımızda Sağlık Bakanlığı ile ilgili benim ağzımdan çıkan bir cümle manşet olmuştu ve hukukçum vasıtası ile kendilerini uyarmış ve bir daha olursa bütün haklarım saklı kalmak kaydıyla dava açacağımı söylemiştim. Ondan sonra böyle bir haber yapılmadı bir daha. İlgili firma düzeltme mi isteyecek, yoksa dava mı açacak o tamamıyla ilgili firmanın kendi tasarrufundadır. Havadis: Ama bu haber bırakın Türkiye’ye yapılan ihracatı, iç pazardaki içki satışlarını bile etkilemiş durumda... Ahmet Kaşif: İç pazar için şunu söyleyebilirim: Bizim ülkemizde üretilen içkilerde kesinlikle metil alkol yoktur. Bugüne dek sağlık servislerimize metil alkolden rahatsızlanıp da başvuran ya da bu nedenle ölen herhangi birine rastlanmamıştır. İç pazar ve dış pazar için Kuzey Kıbrıs’ta üretilen içkilerin rahatlıkla içilebileceğini söyleyebilirim. Hiçbir sakıncası yoktur. Havadis: Peki ama “sahte içkiler KKTC’den” haberini neden yaptılar? Ahmet Kaşif: Haberi büyük firmalar yaptırdı mı yoksa “ani bir haber yakaladım da hemen haber yapayım” diyerek mi bu haber yapıldı bilemiyorum. Onu haberi yapanlara sormak lazım. Bu yayımı yaparken amacınız neydi? Bu yayımı yaparken KKTC’deki içki üreticilerine darbe mi vurmak istediniz? Veyahut Türkiye’deki Rus turizmine darbe vurulacak endişesi ile mi bu haberi yaptınız? vb. soruları ilgili gazeteye sormak lazım. Olayda geçen ve içinde metil alkol bulunan viski markası “Mister Burdon” KKTC’de üretilen bir içki markası değildir. Burada üretilmeyen bir içkinin KKTC’den Türkiye’ye gitmesi zaten mümkün değil. KKTC’den Türkiye’ye ihracat yapan firmanın böyle bir markası yoktur. Bu içki başka ülkeden gelen bir marka. Kuzey Kıbrıs’ta üretilen içkilerin verilen sağlık sertifikaların dört dörtlük uyduğu ortada zaten. Havadis: Türkiye basınında bu ve benzeri birçok spekülasyon yapılıyor ve bundan hem toplum hem üretici firmalar olumsuz yönde etkileniyor. Türkiye’de bu tür kanıtsız iddiaları otaya atan basın kuruluşları ile nasıl mücadele etmek gerekir sizce? Ahmet Kaşif: Türkiye’de çıkan haberleri hemen duyabiliyoruz artık. İlgili firma hukuksal yolu deneyecekse o karar ilgili firmayı bağlar. Bizim devlet, hükümet ve Sağlık Bakanlığı olarak görevimiz ülkemizde üretilen hiçbir içkide metil alkol olmadığını ve ihraç ürünleri de dahil tüm üretilen ürünlerin denetimden geçtiğini açıklamaktır. Sahte içkilerin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti içkileri ile bağlantılı olmadığı Türkiye’den aldığımız resmi evraklarla belgelenmiştir. Havadis: Ama çamur atılınca izi kalıyor... Ahmet Kaşif: Çamur at izi kalsın politikasıyla bir yere varmamız mümkün değil. Doğrular daima doğrudur. Havadis: KKTC içkilerine ÖTV (Özel Tüketim Vergisi) konması yönünde herhangi bir Ahmet Kaşif: Bizim, bu küçük ülkede, üretip ihraç ettiğimiz, gelir sağladığımız ve insanlarımıza istihdam sağladığımız bir sektörde, ÖTV ve diğer başka çeşit vergiler koyarak sektörü zora sokarsak, ihracat azalır, üretim azalır, istihdam azalır. Gelişmekte olan ve kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan bir ülkenin kendi kendine koyduğu vergilerle darbelenmesi, üretimini ve ihracatını engellemesi söz konusu olamaz. Havadis: Türkiye Hükümeti’nden bu yönde bir baskı gelse bile KKTC Hükümeti bunu kabul etmez mi demek istiyorsunuz? Ahmet Kaşif: Türkiye Hükümeti’nden niye baskı gelsin ki? Anavatan Türkiye büyük bir devlet. Komşu ülkelerinin neredeyse hepsi ile Gümrük Birliği Anlaşması var Türkiye’nin. Avrupa ile Gümrük Birliği Anlaşması yaptığına göre, niye Avrupa’nın ürettiği Türkiye’ye girsin de benim ürettiğim girmesin? Anavatan Türkiye’den böyle bir baskı gelmesi zaten söz konusu değil. Havadis: Türkiye’de bazı içki ithalatçısı firmaların bandrol alabilmek için KKTC’den içki almaya başladığını ancak bu bandrolü aldıktan sonra ellerindeki bandrolleri ürettikleri sahte içkiler için kullandıkları iddia ediliyor... Ahmet Kaşif: Bize Antalya İl Tarım Müdürlüğü’nden gönderilen bilgi notunda da bundan bahsediliyor. İsmini de söyleyeyim Anemon isimli bir firma İstanbul İl Müdürlüğü’ne 6 bin adet viski ve 6 bin adet votka ithalatı yapmak için müracaat ediyor. İlgili firmaya bu izinler veriliyor. Fakat sonra bakıyorlar ki rakamlar 66 bine fırlıyor. Evrakta sahtecilik yaptıkları tespit ediliyor ve Emniyet Müdürlüğü konuyu mahkemeye taşıyor. Türkiye’de böyle olaylar oluyor. KKTC’deki üretici bir firmadan ithalat yapmak için Türkiye’den izin alıyor. Mesela 180 bin adet için ithalat izni alıyor, ama 8 bin adet ithal ediyor. 172 bin adet nerede peki? Sahte içki yapıp, bandrolü onun üzerinde kullanıyorlar. Havadis: 3 Rus turistin ölmesine neden olan Mister Burdon bir Bulgar markası. Bulgaristan’dan içki ithal ettiler ve aldıkları bandrollerle sahte içki yapıp, Türkiye piyasasına sürdüler o zaman... Ahmet Kaşif: Bilemiyorum, ama olabilir. O ülkenin gerekli mercilerinin yaptığı araştırma sonucunda bu belli olur. Havadis: KKTC’den Türkiye’ye yapılan içki ihracatında düşüş yaşanmaması için hükümetiniz Ankara hükümeti nezdinde birtakım adımlar atacak mı? Ahmet Kaşif: Ekonomi Bakanlığımız da bu konuda açıklama yapacak. İlgili müsteşarları gelip bizden bilgi aldı ve kendi bakanına bilgileri aktaracak ve zannediyorum ki bu konu üzerinde Ekonomi Bakanlığı da bir açıklama yapacak. Çünkü bizim ekonomimizi ilgilendiren bir olaydır bu. Biz sağlık yönünden her şeyi araştırdık ve Anavatan Türkiye’de de yapılan her şeyi araştırdık ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde metil alkol üreten ya da içinde metil alkol bulunan herhangi bir içkinin üretilmediğini kanıtladık ve böyle bir içkinin buradan Türkiye’ye gitmediğini de saptadık. Emindik zaten, bir kez daha emin olduk. (Can Sarvan - Havadis Gazetesi) |
| h a b e r b a ş l ı k l a r ı |
ANALİZLERİNE DEVAM EDİYOR |
2 Haziran 2011, Perşembe |
![]() |
| Sağlık Bakanlığı, KKTC genelinde halkın kullanımına açık olan plaj ve havuz sularından alınan numunelere yaptığı analizlerde mikrobiyolojik açıdan kirliliğe rastlamadı... |
DEVAM EDİYOR |
Sağlık Bakanlığı: “Son 2 ay içerisinde 60 plaj ve 30 havuz suyu analizi gerçekleştirildi. Halkın kullanımına açık olan plaj ve havuzlarda kirliliğe rastlanmadı” Plaj, şebeke ve havuz suyu analizleri, yetkililer gözetiminde alınacak numunelere yapılıyor. Sağlık Bakanlığı, özellikle yaz mevsminin yaklaşmasıyla sürdürdüğü havuz ve deniz suyu analizlerinin artarak devam ettiğini bildirdi. Bakanlık Basın Bürosu aracılığıyla yapılan açıklamaya göre, Nisan 2011’den itibaran KKTC genelinde, 30 Mayıs 2011 tarihine kadar 60 deniz suyu, 30 da havuz suyu analizinin gerçekleştirildiğini belirtti. Halk sağlığı açısından önemli olan havuz ve deniz suyu analizlerin aksatılmadan devam edileceğinin belirtildiği açıklamada, Yeşilırmak’tan Karpaz’a kadar halkın kullanımındaki plajlardan ve havuzlardan alınan su numunelerine yapılan analizlede herhangi bir kirliliğe rasrlanmadığı vurgulandı. Plaj olarak kullanılmayan sadece bir bölgede kirlilik... Plaj, şebeke ve havuz suyu analizleri, yetkililer gözetiminde alınacak numunelere yapılıyor... Ayrıca, hatalı sonuçlara sebebiyet vermemek için örneklerin, Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi veya Belediyelerin Sıhhıye Memurlarının kontrolünde alınarak, Devlet Laboratuvarı Dairtesine gönderilerek yapılmaya devam edeceği de ifade edildi. |
| h a b e r b a ş l ı k l a r ı |
BU ORAN DAHA DA ARTIRILABİLİR" |
1 Haziran 2011, Çarşamba |
![]() |
| Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği anketinde ortaya çıkan sonuçları değerlendiren Sağlık Bakanı Ahmet Kaşif: |
DAHA DA ARTIRILABİLİR" |
Sağlık Bakanı Ahmet Kaşif, Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği'nin KADEM'e yaptırdığı kamu oyu araştırmasında, halkın Devlet Hastanelerine yüzde 76 oranında memnun olmasının olumlu olduğunu ifade ederk, bu memnuniyet oranının el birliğiyle çalışarak daha da iyi bir noktaya çıkaraılabilmesinin mümkün olacağını söyledi. Sağlık Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Birimi’nden yapılan açıklamaya göre Kaşif, bugün Dr. Suphi Hüdaoğlu Başkanlığındaki Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği heyetini kabul etti. Kadem Direktörü Muharrem Faiz’in de hazır bulunduğu kabulde, bir süre önce Birliğin yaptırdığı araştırmanın sonuçları ele alındı. Devlet Hastaneleri vazgeçilmezdir... Yapılan ankette Sağlık Bakanlığı’nın faydalanabileceği muazzam verilerin ortaya çıktığını dile getiren Faiz, bu konuda Bakanlıkla işbirliği yapmaya hazır olduklarını söyledi. Anketi yaparken, tüm ilçelere gidildiğini ve ilgili kesimlerin görüşlerinin dikkate alındığını kaydeden Faiz, ankette çok çarpıcı sonuçların ortaya çıktığını söyledi. “Anketteki en çarpıcı sonuçlardan bir tanesi, Devlet Hastaneleri’nin vazgeçilmez olduğunun ortaya çıkmasıdır” diye sözlerine devam eden Faiz, bir başka önemli sonucunsa, bazı eksikliklere rağmen Devlet Hastanelerine başvuranların yüzde 76 oranında memnun olmasının olduğunu belirtti. Sağlıkta reform... Tren Yolu Polikliniği... Devlet Hastaneleri'ne menuniyeti daha da artırabiliriz... Bu memnuniyet oranının el birliğiyle çalışarak daha da iyi bir noktaya çıkarılabilmesinin mümkün olacağını söyleyen Kaşif, “zaman zaman basın’da yer alan negatif haberler sanki de sağlıkta herşey toz dumanmış gibi algılanyor. Halbuki, bu anketle bunun böyle olmadığı bir kez daha kanıtlanmıştır. ” dedi. Gönyeli'ye Sağlık Ocağı... Yenilenen Maraş Semt Polikliniği, Gazimağusa Devlet Hastanesi'ni rahatlattı... |
| h a b e r b a ş l ı k l a r ı |