ÇEVRE VE SAĞLIK |
||
Dünyanın çevresel sorunları
Gürültü kirliliği ve beden sağlığına etkileri Çevre kirliliği ve astım En Yakın Çevremiz: Evimiz Hava kirliliğinin beden sağlığımıza etkileri Hava kirliliğinin solunum hastalıklarına etkisi Çevre kirliliğininin enfeksiyonların oluşumu ve yayılmasındaki rolü Çevre korumasının insanın doğal yaşamına etkisi |
||
HAVA KİRLİLİĞİNİN BEDEN SAĞLIĞINA ETKİLERİ Hava kirliliği, havada katı, sıvı ve gaz şeklindeki yabancı maddelerin insan sağlığına, canlı hayatına ve ekolojik dengeye zarar verecek ya da yaşamdan maddi nesnelerden yararlanılmasını engelleyecek miktar, yoğunluk ve sürede atmosferde bulunmasıdır. Havanın tabii bileşimini değiştiren gaz, sıvı veya katı halde bulunabilen kimyasal maddelere hava kirleticileri adı verilmektedir. Gaz dışındaki kirleticiler havada aerosol halde olup, bazıları sis, mist, duman gibi özel adlar ile adlandırılmaktadır.
Çevre havasında hava kirleticilerinin miktarının artması, hava kalitesini azaltmaktadır. Hava kalitesi sınır değerleri, insan sağlığının korunması amacıyla çevrede kısa ve uzun vadeli olumsuz etkilerin ortaya çıkmaması için atmosferdeki hava kirleticilerin bir arada bulunduklarında, değişen zararlı etkileri de göz önüne alınarak tespit edilmiş derişimlerle ifade edilen seviyelerdir. Genellikle hava kalitesi sınır değerleri; hava kirleticilerin düşük miktarlarının uzun sürede solunmasıyla ortaya çıkan kronik etkiler için verilen üst sınır değerleri gösteren uzun vadeli sınır değerler (UVS) ve kısa sürede hava kirleticilerin yüksek derişimlerinin solunmasıyla ortaya çıkan kısa süreli akut etkiler için verilen sınır değerleri gösteren kısa vadeli sınır değerler (KVS) olmak üzere iki başlık altında değerlendirilmektedir. Yerel ölçekte özellikle şehirlerdeki hava kirliliği problemleri birbirinden oldukça farklıdır ve topografya, nüfus, meteoroloji, sanayileşme seviyesi ve hızı ile sosyo-ekonomik gelişmeden oluşan bir dizi faktör bu farklılığa yol açar. Ayrıca, şehir nüfusundaki büyüme ile hava kirliliğine maruz kalan populasyonun artması, bu problemi daha ciddi bir hale getirmektedir. Hava Kirleticileri ve Kaynakları Fosil yakıtların ısınma, güç üretimi için, motorlu taşıtlarda, endüstriyel proseslerde ve katı yakıtların yakma yoluyla her tarafında kullanılması şehirlerde atmosfere verilen hava kirleticilerinin temel kaynaklarıdır. Şehir çevresinde görülen en yaygın hava kirleticileri kükürtdioksit (SO2), azot oksitleri (NO veya NO2, genellikle NOx olarak adlandırılmakta) , karbon monoksit (CO), ozon (O3), askıda katı madde (PM) ve kurşun (Pb)dan oluşmaktadır. Bu kirleticiler geleneksel hava kirleticiler olarak da adlandırılmaktadır. Yakma, geleneksel hava kirleticilerin temel kaynağıdır, sabit kaynaklarda fosil yakıtların yakılması SO2, NOx ve partiküllerin oluşumuna neden olur. Isınmada katı yakıt kullanımı da (temel olarak odun ve kömür) bazı şehirlerde bu kirleticilerin önemli bir kaynağıdır. Benzinle çalışan motorlu taşıtlar NOx,CO ve Pb`nin temel kaynakları iken, dizel yakıtlı motorlu taşıtlar NOx`a ilaveten önemli miktarlarda partikül madde ve SO2 yayar. Fotokimyasal bir oksidant olan ve fotokimyasal pusun temel bileşeni olan ozon yakma kaynaklarından direk olarak yayılmaz, ancak güneş ışığının bulunması ile uçucu organik bileşikler (VOC) ve azot oksitlerden oluşur. VOC`lar trafik, organik kimyasalların (çözücüler gibi), hampetrolün taşınması ve kullanımı, doğal gaz kullanımı ve dağıtılması, az miktarda da atık bertaraf alanları ve atık su arıtma tesislerinden kaynaklanmaktadır. Yüksek trafik akışı olan daha sıcak ve güneşli şehirler ozon ve diğer öncü fotokimyasal oksidantların oluşumu için iyi bir ortam hazırlar. Kurşun temel olarak yakıt katkı maddeleri, metal ergitme ve pil üretim tesislerinden yayılır, ancak kurşunlu benzin kullanımı kurşun açığa çıkaran en önemli kaynaktır. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde, çok değişik hava kirliliği kaynakları mevcuttur. Hareketli (mobil) ve sabit kaynakların hava kirletici emisyonlarına katkıları şehirler arasında değişiklik göstermekte, motorlu taşıt ve endüstri düzeyi, yoğunluğu ve çeşidine göre değişmektedir. Gelişmekte olan ülkelerdeki motorlu taşıtlar daha eski ve bakımsız olduklarından, buralardaki motorlu taşıtlar önemli bir kirlilik kaynağı oluşturmaktadır. Geleneksel ve yaygın hava kirleticilerinin yanında, düşük konsantrasyonlarda olmasına rağmen toksik ve kanserojen kimyasalların emisyonlarının arttığı tespit edilmiştir. Bunlar bazı ağır metaller (berilyum, kadmiyum, civa vb.), organik bileşikler (benzen, poliklorodibenzo-dioksin ve -furanlar, formaldehit, vinil klorür, poliaromik hidrokarbonlar gibi) , radionükleidler (radon gibi) ve liflerdir (asbest gibi). Bu kimyasallar atık yakma tesisleri, atık su arıtım tesisleri, endüstriyel ve imalat prosesleri, çözücü kullanımı, inşaat materyalleri ve motorlu taşıtlardan oluşan oldukça geniş bir kaynaktan yayılmaktadır. Bunların emisyonları geleneksel kirleticilerinkiyle karşılaştırıldığında oldukça düşük olmakla beraber, yüksek toksisite ve kanserojen potansiyelleri veya ikisinin bileşimi göz önüne alındığında, insan sağlığı açısından ciddi tehlikeler yol açabilmektedir. Hava Kirliliğinin Etkileri İnsan Sağlığına Etkiler: Hava kirliliğinin doğrudan insan sağlığına etkileri, kirliliğe maruz kalınan süre ve yoğunluk ile ilgili nüfusun genel sağlık durumuna bağlı olarak değişir. Çocuklar ve yaşlılar, solunum ve kardiyovasküler hastalığı olanlar, alerjik olanlar ve egzersiz yapanlar gibi nüfustaki bazı gruplar daha çok risk altındadır. Bitkilere ve Yapılara Etkiler SO2 atmosferde veya metal yüzeylerinde sülfürik asit oluşturmak suretiyle metallerin korozyon hızlarının artmasına neden olmaktadır. SO2`nin yapılar üzerine etkisi, kireçtaşı ile reaksiyona girerek suda çözünebilen, dolayısıyla yapılarınn zamanla yıpranmasına yol açan maddeleri meydana getirme şeklindedir. Ozonun en önemli etkisi kauçuk materyallerini çatlatma şeklindedir. Ülkemizde Yaşanan Hava Kirliliği I. Isınmadan Kaynaklanan Hava Kirliliği: Türkiye genelinde hava kirliliği seviyesinin izlenmesi için 69 il merkezi ve 7 ilçe merkezinde olmak üzere toplam 171 istasyonda kükürtdioksit (SO2) ve Partiküler madde (PM) ölçümleri yapılmaktadır. İstanbul ve Ankara dışında yer alan istasyonlarda bulunan cihazlar yarı otomatiktir. Ayrıca Ankara Sıhhiye istasyonunda karbonmonoksit ve NOx emisyon ölçümleri yapılmaktadır. Katı Yakıtlar: Linyit rezervi ve kalitesi belli olan ülkemizde standartları belirlenen bu kömürlerin yanı sıra ithal kömür, kükürdü düşük fuel-oil ve doğal gaz kullanımının yaygınlaştırılması çalışmalarına hız verilmiştir. Ülkemizde kullanımına izin verilen ithal kömürün özellikleri Tablo 3’de verilmiş olup, “Çevrenin Korunması Yönünden Kontrol Altında Tutulan Madde ve Atıklara İlişkin Dış Ticarette Standardizasyon 1997/3 Tebliği” kapsamında kömür ithalatı 1993 yılından bu yana denetim altında tutulmaktadır Sıvı Yakıtlar Doğal gaz II. Motorlu Taşıtlardan Kaynaklanan Hava Kirliliği Motorlu taşıtlardan kaynaklanan emisyonlar, atmosferde gaz, aerosol ve partikül madde olarak bulunan yüzlerce bileşiği içerirler. Motorlu taşıtlar ile ilişkili başlıca hava kirleticileri, karbonmonoksit (CO), karbondioksit (CO2), partikül madde (PM), azot oksitleri (NOx) ve uçucu organik bileşikler (hidrokarbonlar (HC))dir. Bunların son ikisi NOx ve HC traposferik ozonun oluşmasına sebep olurlar. Oksijenin aktif bir hali olan ozon, hidrokarbonlar ile azot oksitlerin ısı ve güneş ışığı aracılığı ile birleşmesinden oluşur. Özellikle, insanların solunum yollarına zarar verir, yapı, bina ve malzemeleri aşındırır, rüzgarlar ile taşınarak asit yağmurları halinde bitki örtüsünün ve ormanların tahribine neden olur. Bilinen karbonmonoksit kirliliğinin yanında, yer seviyesi ozon miktarı artış, stratosferik ozonun faydalarının aksine çevre sağlığı açısından çok zararlıdır. Ayrıca motorlu taşıt egzoz emisyonları da karbondioksit, metan ve nitröz oksidi gibi bir çok sera gazlarını da ihtiva ettiği için yer kürenin ısınmasında önemli rol oynarlar. Kurşun, asbest ve klima sistemlerinde ozon tabakasını inceltici madde olarak kullanılan kloroflor karbonlar diğer zararlı emisyonları teşkil ederler. Bu emisyonlar, yakıt bileşimleri ve yakıt katkı maddeleri ile ilişkili olduğu kadar, yanmamış yakıt ve tam olmayan yanma ile ilgilidir. Bunun yanında yakıt dağıtımı, depolanması, taşıtların depolarına doldurulması ve taşıtların seyri sırasındaki buharlaşma kayıplarından oluşan emisyonlar sayılmalıdır. |
||
| (www.saglikvakfi.org.tr) |
||